Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

ANKARA SAVAŞINDAKİ FİLLER

23 Nisan 2012 Pazartesi Saat 18:30

Sevgili Bizim Darıca okurları bu hafta da sizlere tarihte yaşanan ilginç bir konuyu anlatmak istiyorum.

Tarihin zaman makinesine binip 1402 yıllarına gidelim. Ankara Savaşında mağlup olan Yıldırım Beyazıt, zincirlere bağlanmış bir halde, Moğol bir aileden gelen Timur’un önüne getirilir.Lakabı olan aksak(Lenk) olan Timur, Yıldırım Beyazıt’ı karşısında görünce deliler gibi gülmeye başlar.Tek gözü kör olan Osmanlı sultanı, diğer gözünden ateşler saçarak galip gelen Timur’a bakmaktadır.Yıldırım Beyazıt kendisi ile bu şekilde alay edilmesine çok üzülür.Timur’a neden bu kadar güldüğünü sorar.Moğol imparatoru bunu şöyle açıklar.Koca dünya senin gibi bir körle,  benim gibi bir topala kalmış, işte buna gülüyorum.Ankara savaşı, tarihin gördüğü en ilginç çarpışmalardan biridir.Savaş esnasında meydanı sis basar.Timur’un sadık adamlarından Esenboğa, fil birliğini komuta etmektedir.Sisler ardından çıkan filler, Osmanlı ordusunun üzerine bir kabus gibi çöker.Pos bıyıklı yeniçeriler hayatlarında ilk kez böylesine büyük hayvanlarla karşılaşmışlardır.Atlar ürker, yeniçeri askeri ürker, komutanlar ürker.Osmanlı birlikleri çöker!.

Ankara Savaşının geçtiği yere Timur’un fil birliğini yöneten komutanın adı verilir. Askeri bir havaalanı olarak kullanılan Esenboğa, bugünde Ankara’nın en düz alanlarından biri olarak dikkati çeker. Sisli bir bölge olduğundan uçakların kalkması devamlı gecikir. Timur, esirini bir kafes içinde tutmakla, güçünü kudretini halkına ispat etmek ister. Yıldırım Beyazıt bu tutsaklığa fazla dayanamaz. Üstelik oğulları kendisi ölmeden taht kavgasına tutuşmuşlardır. Tüm bunlar, mağlup Osmanlı hükümdarının yaralarını kapanmaz hale getirir. Sonunda, kafasını demirden kafes parmaklıklarına vura vura kendisini öldürür. Osmanlı imparatorluğu Ankara savaşı ile fetret dönemine girer. Ankara savaşında bir tank vazifesi gören fillere heves her gecen gün artar. Bu tarihten itibaren, orduda kullanılmak üzere Afrika’dan fil ve aslanlar getirilir. Top kapı sarayında bir aslan hane kurulur. Ne var ki aslanlardan savaş alanlarından yeterli fayda sağlanılamaz. Bir süre sonra aslanlar seyirlik olarak kullanılır.

Ya fillere ne oldu acaba sevgili Bizim Darıca Gazetesi okuyucuları? Saraçhane ve Unkapanı’ndan geçen Atatürk Bulvarının eski adı Fil yokuşudur. Yokuşun üzerinde tüm İstanbulluların sık sık altından geçtikleri Bozdoğan Kemeri bulunur. Bu su kemeri Valens ismi ile Bizans döneminden kalmadır. Kemer Bizans döneminde ve Osmanlı döneminde kentin su ihtiyacını karşılamıştır. Bozdoğan işte Osmanlı döneminde Afrika’dan getirilen Fillerin evleri olmuştur. Kemerlerin kavisleri Fil damı olarak kullanılmış. Her kemer Aralığına 2 fil yerleştirilir. Savaş alanlarında yeterli faydalanılamayan filler yeni yerlerini bulmuş olur. İşte Atatürk Bulvarının eski adının Fil yokuşu olarak anılmasının nedeni budur.

SAYGILARIMLA..

Bu yazı toplam (862) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?