Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Savaş karşıtı çiğköfte!

14 Mayıs 2012 Pazartesi Saat 19:41

Sevgili kitap kurtları bu haftada sizlere Çiğ köfte’nin tarihinden ve bu leziz yiyeceğin çıkış yeri olan Komagene denilen Adıyaman’ın Nemrut dağında bulunan Komagene krallığından ve dev heykellerden bahsetmeye çalışacağım. Çiğköfte Bulgur, isot, kıyılmış et, salça, soğan, maydanoz ve baharatların yoğrulup karıştırılmasına dayanan ve sıkılarak genellikle marul yaprağı ile servis edilen, en çok da Şanlıurfa yöresine ait bir yiyecek olduğunu biliyorum. Çiğköfte’nin yapılışı Şanlıurfa’nın dışında Adana, Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır, Elazığ, Mardin gibi illerimizde de yöresel farklılıklar göstermektedir. Çiğ köfte bekletilmeden tazeyken yenmesi gereken bir besin türüdür. Geleneksel çiğ köftede çiğ et olması gerekmektedir. Ancak sağlık Bakanlığı artık bunu yasaklamış durumda. Özellikle dışarıda satılan çiğ köftelerin hepsi etsiz olarak sunulmaktadır. Gelin tarihin zaman makinesinden M.Ö 1. yüzyıla Adıyaman ili çevresine gidelim. Bölge adını o döneme damgasını vuran Kral Komagene’den almıştır. Kral Komagene öldükten sonra onun yerine geçerek kral olan 1.Antiochus Theos M.Ö 62 yıllarında pek çok yunan tanrısının ve kendi dev heykellerini ve kendi mezar tapınağını Nemrut Dağının zirvesi olan 2150m yükseğe yaptırır. Tanesi 6 ton ağırlığında, ortalama 10m boyunda olan bu heykeller dağın tepesine ne ile taşınarak getirildiği hala anlaşılamamıştır. Heykeller içerisinde yunan tanrıları, aslan, kartal, boğa heykelleri ve kral Antiochus’un heykeli vardır. Sevgili okurlar hiç Nemrut dağından güneşin doğduğunu gözlediniz mi? Öyle ki Nemrut dağına çıkanlar güneşin ayaklarının altında doğduğu hissine kapılırlar. Gelelim Çiğköfte ile Komagene kralı arasındaki bağa. Hz. İbrahim Komagene adı verilen bölgede günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce bu yerde yaşayan Nemrut ismindeki kral ile arasında geçen olay belki de çiğköftenin tarihini açıklamaktadır. Hz. İbrahim Kral Nemrut'un yaptırdığı heykellerin yıkılmasını istemektedir. Bir süre sonra kral bunu duyar duymaz vay sen misin heykelleri kırmak isteyen diye Hz. İbrahim’in ateşe atılmasını ister. O dönemde büyük bir ateş yakmak için yöredeki bütün odunlar toplanır. Kral Nemrut evlerde ateş yakılmasını da yasaklar. Halk ateş yakmadan nasıl yemek yapacağını düşünür durur. İşte bu günlerde bir avcı, avladığı ceylanı eve getirerek eşinden yemek yapmasını ister. Çevrede toplanacak bir tek dal odun dahi kalmamıştır. Avcı, çoluk çocuğun aç kalmaması için eşinden bir çare bulmasını ister. Bunun üzerine kadın, ceylanın budundan yağsız et çıkararak bir taş üzerinde başka bir taşla döverek ezmeye başlar. Sonra ezilmiş eti bulgur, biber ve tuz karıştırarak yoğurur. Böylece o leziz ve tadına doyulmaz çiğköfte meydana gelir. Sonuç olarak sevgili dostlar Nemrut dağında 200 yıl boyunca yaşayan bu kültür savaşmadan dağılmayı başarmıştır. Günümüzdeki dünya ülkelerine bakın savaşsız bir yüzyıl geçirmiş bir bağımsız ülke bulamazsınız. Albert Einstein’ın bir sözü ile yazımı tamamlamak istiyorum. 3. Dünya Savaşı'nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya Savaşı'nda taş ve sopalar olacağını biliyorum demiştir..

Bu yazı toplam (583) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?