Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

Ulusal “Kölelik” Stratejisi: Güvenceli Esneklik Safsatası

23 Mayıs 2012 Çarşamba Saat 18:43

Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) temel olarak büyüme ile istihdam arasındaki bağın koptuğu küresel kapitalizm çağında, derinleşen işsizlik sorununa verilmiş neoliberal bir cevap. Amacı ise fiiliyatta uygulanan taşeron, güvencesiz, esnek ve geçici çalışma biçimine hukuki dayanak kazandırmak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2009 yılından bu yana hazırlıklarını sürdürdüğü "Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı 2012-2023" ismiyle 08.02.2012 tarihinde taraflara sunuldu. Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) temel olarak büyüme ile istihdam arasındaki bağın koptuğu küresel kapitalizm çağında, derinleşen işsizlik sorununa verilmiş neoliberal bir cevap.

İktisadi büyüme ile istihdam artışı arasındaki bağlantının kopması, yani “istihdamsız büyüme” şeklinde tanımlanan sorun, Türkiye’nin 2001 sonrasında yaşadığı süreci ifade ediyor. Türkiye’nin 2001 krizi sonrasında hızlı bir iktisadi büyüme yakalamış olmasına karşın istihdamın benzer oranda artmadığı biliniyor. 2001 krizi öncesinde yüzde 6,5 dolayında olan işsizlik oranı, kriz sonrasında hızla yüzde 11 seviyesine ulaştı. Aslında istihdamsız büyüme problemi, sıcak para akımlarıyla ve dış borçlanma ile finanse edilen spekülatif büyüme politikasının doğal bir uzantısı.

AKP hükümeti istihdamsız büyüme sorununu Ulusal İstihdam Stratejisi (UİS) çerçevesinde çözme iddiasında. UİS belgesi giderek yaygınlaşan ve derinleşen işsizlik problemini kıdem tazminatının fona devri, özel istihdam büroları, yeni esnek çalışma biçimleri, bölgesel asgari ücret, taşeron sisteminin kolaylaştırılması gibi piyasa ekonomisinin araçlarıyla “çözme” niyetinde.

İstihdamın artmaması “işgücü maliyetinin yüksek” olmasından kaynaklanıyor iddiası
UİS belgesinde temel olarak, Türkiye’de işgücü piyasasının katılığı ve işveren üzerinde ücret dışı işgücü maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle iktisadi büyümenin istihdam yaratamadığı argümanı ileri sürülüyor. Aslında bu iddia yalnız işverenler ve AKP iktidarı tarafından değil aynı zamanda Dünya Bankası, OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluşlar tarafından da dile getiriliyor.

Ancak bu argüman, ekonomik büyüme ve bölüşüm ilişkilerinin birbirinden farklı iktisadi kavramlar olduğu gerçeğini göz ardı etmekte. Oysa bu kavramlar yalnızca iktisat doktrini çerçevesinde değil, aynı zamanda sosyal politika açısından da değerlendirilmesi gereken konular. Bu bağlamda, bir ülkenin büyümesi doğrudan o ülkede yaşayan bireylerin ekonomik ve sosyal yaşam seviyelerinin yükselmesi anlamına gelmez. Bu durum daha çok ülkede tercih edilen gelir dağılımı ve bölüşüm politikalarıyla ilişkilidir.

İleri sürülen argümanda dile getirilen “işgücü piyasasının katılığı” kavramı ile işçileri koruyucu ve düzenleyici yasaların varlığı ve bu durumdan duyulan rahatsızlık ifade ediliyor. Taslağı hazırlayan AKP hükümetinin Çalışma Bakanlığı, işverenlerin ancak yüksek işçilik maliyetlerinden kurtulması ile piyasada rekabet edebilme becerisini kazanacakları kanısında. “İşgücünün katılığı” bir problem olarak tanımlanınca, çözümü de “işgücü piyasasının esnekleştirilmesi” oluyor. Bunu gerçekleştirmek içinse, kısmi süreli çalışma, belirli süreli çalışma, uzaktan çalışma, çağrı üzerine çalışma, evden çalışma ve iş paylaşımı gibi esnek çalışma modellerinin, özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılması, bölgesel asgari ücretin uygulanması, kıdem tazminatının fona devredilmesi talep edilmekte.

 “Güvenceli esneklik” safsatası
UİS belgesinde yer alan “İşgücü piyasasının esnekleştirilmesi” başlıklı bölümde “güvenceli esneklik” (flexibility ve security kelimelerinden türetilmiş olan “flexicurity”) kavramı kullanılıyor. Avrupa İstihdam Strateji’ne paralel olarak kullanılan güvenceli esneklik kavramıyla, işin korunmasını ve aynı işte kalabilme güvencesini ifade eden iş güvencesi yerine istihdamın korunması ve tek bir işverene bağlı olmadan çalışmanın sürdürülebilmesi anlamında istihdam güvencesi ifade edilmekte.

1951-1967 yılları arasında Türkiye’de asgari ücret yerel düzeyde belirlenmekteydi. Bu duruma itiraz eden ve o dönem mecliste olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuş, Anayasa Mahkemesi ise bölgesel asgari ücreti eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmişti.

Dolayısıyla, iş bulma/istihdam yaratma konusunda ne devlet ne de işveren sorumlu; asıl sorumluluk işçinin üzerinde denilmiş oluyor. Bu bağlamda, işçinin Avrupa Birliği’nin eğitim politikaları kapsamında kullanılan “hayat boyu öğrenme” ilkesi çerçevesinde daima kendisini geliştirmesi ve işsiz kaldığında kendisine yeni bir iş bularak istihdam edilebilirliğini arttırması isteniyor.

UİS belgesinde esneklik kavramı üretimde meydana gelen değişiklikler ve dalgalanmalara uyum sağlayabilme, çalışanların ise hayatlarını değişen ihtiyaçlara uygun olarak iş ve yaşamları arasında denge kurabilme hız ve ölçüsü şeklinde tanımlanmakta.
Yani, esneklik modern, çağdaş kapitalizmin bir gereği olarak sunulmakta. Bir başka deyişle 21.yüzyılda kapitalizm, vahşi kapitalizm döneminde kullandığı araçları yeniden kullanarak işçi sınıfının kazanımlarını elinden alarak sömürü ve baskı mekanizmalarını artırmanın hesabını yapıyor.

 

 

Bu yazı toplam (606) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?