Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Başka dünyalar

28 Mayıs 2012 Pazartesi Saat 21:53

Arkadaşlarımla sohbet için bir araya geldiğimizde temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp ortaya attığımız bir konu var;’’biz ve diğerleri’’. Hani şu bebekleri hiç ağlayıp tutturmayanlar, yardım dağıtıldığında birbirlerini ölesiye ittirmeden büyük bir saygıyla ve birinin sırasını alırsam endişesiyle sakince bekleyenler, birey olarak kendine değer verenler ve istemediği şeyleri yapmayanlar, kıtlıkta mağazaları yağmalamayanlar, kadınlarına insan muamelesi yapanlar v.b. Daha belki saymaya çalışsam onlarca örnek verebilirim. Tüm bunları masalmışçasına dinleyip bir her seferinde şaşırıyorum. Oysa zaten olması gerekenler bunlar.

Yurt dışında yaşayan arkadaşlarım ki tabi bu kişilerin kanada, İsviçre, Amerika gibi yerlerde yaşadıklarını da eklemeliyim, hep hayatın ne kadar mükemmel olduğundan bahsediyorlar. Yani normal ama bizim için mükemmel. Hiçbir filmin yalan söylemediğini de çok kez tekrar ettiler. O ayakkabıları ile yatak odalarına kadar giren insanları görünce hep söylenirim veya bembeyaz koltuklara sokakta giydikleri botlarıyla sere serpe uzananlara. Oysa yaşadıkları yerlerde bir gram toz yoktur gerçekten de. Pek çok örnek duydum bu konular ile ilgili; yabancı bir şirkete iş görüşmesine trafik yüzünden binbir güçlükle ve dağılmış bir şekilde giden arkadaşımın karşılaştığı ilgi, onu kendine getirme çabaları, acelemiz yok biraz kendinize gelin dinlenin görüşmeye birazdan devam ederiz deyişleri aklımın ucundan gitmek bilmiyor. Şehirlerin düzeni, evlerin kapılarının hep aynı yöne bakması, sorunla karşılaşıldığında çemkirmek yerine kendini sakince ifade edip karşılığını görmek, sokaklarda insanların ellerinde kitapları ile dolaşmaları ve okumak için fırsat kollamaları, gereksi eşyaları belirli zamanlarda ihtiyaç sahipleri için ufak bir şenlik düzenleyip satmak, çalınma korkusu taşımadan evinin bahçesine veya sokağına güzel bir takım objeler koyabilmek gibi örnekler sayabileceklerimden birkaçı.

Peki biz hoşgörülü, misafirperver, sıcak bir toplum olarak yayılan ünümüze rağmen neden onlar gibi olamıyoruz? Neden insanlar birbirine yolda selam bile vermekten çekinir hale geldi? Neden masallarda bile bir bit yeniği bulmaya çalışıyoruz? Neden özgürlüklerimiz kendimiz, eşlerimiz, ailemiz, akrabalarımız ve kafa yapımız yüzünden kısıtlanıyor? Neden hala istemediğimiz bir şeye hayır demeyi bilmiyoruz? Neden bir birey olarak kendimize değer vermiyoruz? Neden kendimizi bulma çabalarımız aptal filmleri taklit ediyor olmak diye algılanıyor? Neden hala abidikgubidik sözleri olan şarkılar üretenleri el üzerinde tutuyoruz? Neden değer verilmesi gereken insanları kendimizden, kültürümüzden uzaklaştırıp en olmadık cahil insanları baş tacı yapıyoruz? Bunların yanıtını bulmak bu kadar mı zor? Büyüdükçe hayal ettiğim dünyanın çok dışında olduğumu anlıyorum ve bu dünya gitgide daha da kötüleşiyor. Hayatlarımızın bir kıymeti olmadığı hissine kapılıyoruz. Her gün onlarca insan eşek gibi çalışıp üç kuruşla ailesini geçindirmeye çalışıyor, her gün parmağını bile kıpırdatmadan insanlar milyon dolarlar kazanıyor. Artık yaşadığımız hayatların trajikomik bir tiyatro oyunu olduğuna dair inancım daha da kuvvetleniyor. Türkiye’de de işine bisikletle giden insanlar olsun istiyorum, birbirini tanımasalar bile sabahları gülerek birbirine merhaba diyen insanlar görmek istiyorum, iç rahatlığı ile fazla düşünüp taşınmadan, kaygı duymadan çocuklarımızı dünyaya getirelim istiyorum? Çok mu şey istiyorum? Masallar gerçek olsun demiyorum? Sadece masallara bunca kötülüğe rağmen hala inanabilen çocuklar yetiştirmek istiyorum!

Bu yazı toplam (565) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?