Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Hayatın diğer yüzü

18 Haziran 2012 Pazartesi Saat 20:12

Heyecan güçlü ve geçici bir duygu durumu olarak biliniyor. Kimilerimiz bunu biraz abartıyoruz ve yaşamak istediğimiz heyecanı, tutku ve takıntı haline getiriyoruz bazen. Bu yazıyı yazmamamda izlediğim ve asla yapamam herhalde diye düşündüğüm ilginç belgesellerin payı büyük. National Geographic bu çılgın belgeselleri ile kalbime taht kurmuş durumda. Öyle hayretler içerisinde kalıyor ve televizyona kilitleniyorum ki kendime şaşırıyorum. Bu insanlar acaba nasıl yapıyorlar tüm bunları diyorum. Ama bu çılgın hareketlerin kaynağının içlerinde yattığını biliyorum. Özlerinde keşfetmeyi, test etmeyi, merak duygusunu, tatmin duygusunu yaşamak istiyorlar. Tabi cesaret en yakın arkadaşları oluyor. Onlar işin sırrını çözmüşler. Bazılarına göre bu işler ıvır zıvır veya lüzumsuz şeyler olarak değerlendiriliyor. Ama işte tam da bu bakış açısı yanlış. Herkes mutlu olduğu şeyleri yapabilmeli şu kısacık hayatta.

Bu kimine göre kocaman bir balığı elle yakalamak, kimine göre volkanik dağların kıyılarında seyahatlere çıkmak, kimine göre köpek balığı dolu bir denize dalmak olabilir. Bu tür fikirler insana ‘bir daha bunu yapma şansını elde edemeyebilirim, öyleyse zamanı şimdi’ gibi bir cümle kurduruyor. Onlar için sanki her şey çocuk oyuncağı, yine de onlara gıpta etmeden duramıyorum. Sorguluyor, merakla inceliyor, sonuçlarını bizlere gösteriyor ve bizde de merak ve heyecan duygusu uyandırıyorlar. Onlar hayata bambaşka bir yerden bakıyorlar, belki de bizim hiçbir zaman bakmaya cesaret edemeyeceğimiz yerden. Böyle kişiler var olduğu için mutlu oluyorum.

***

 National Geographic bazen bana dünya dışıymış gibi geliyor. Çünkü hayatımın normal akışının dışında seyrediyor. O başka bir hayat alanı sanki. Orada yıllarca masal niyetine dinlediğim her bilginin gerçekle buluşmasına tanık oluyorum, içimi heyecan kaplıyor, yeni fikirler üretmek, yeni yollara düşmek için feyiz alıyorum. Güne daha enerjik başlıyor, hayallerimi gerçekleştirmek adına adım atmaktan korkmayan yeni bir insan olarak başlıyorum. Keşke herkes böyle çılgınca şeyler yapabilse, asla aklına getiremeyeceği durumlarda kendini test edebilse ve hayatın diğer yüzünü de görebilse.

Bunların en başında insana ve insandan olana değer vermek yatıyor. Ne yazık ki biz henüz bunu başarabilecek seviyeye gelmedik. Hala insan denen varlığın kıymetini sorguluyoruz. Kendimizi bilmiyor, başkaları gibi olmaya çalışıyor, bu yolda ilerlemeye dahi cesaret edemiyoruz. Çünkü toplumda hala yıkıcı insanlar var. Onlar bizim gibi meraklı, heyecan arayışında olan, yeni şeyler keşfetmek isteyen, yeni yollara merak saran kişilerin ayaklarına dolanan sarmaşık yosunlar gibiler. Ufak mutluluklarımızdan dahi rahatsız oluyor, ‘bunların sana ne getirisi var lüzumsuz işler, bunları bırak da adam gibi bir şeyler ile uğraş’ diyerek içimizi kemiriyorlar her gün. Böyle insanları hayatlarımızdan tamamen uzaklaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir adam devasa balıkların peşine mi düşmek istiyor, düşsün; masalların gerçekle bağını mı araştırıyor yapsın; hatta hiç var olmadığını düşündüğümüz hayal kahramanlarını bile araştırıyor olabilir; bu hayata nasıl baktığını gösterir. Hayatta her daim hayallerimizi, fikirlerimizi engelleyen koşullar olmuştur. Ama onlara hep karşı durmamız gerekecektir, cesaretle. İyisi mi bildiğiniz yolda ilerlemeye devam edin siz. Mutlu olduğunuz şeyleri yapın, bu ne kadar basit olursa olsun, ne kadar lüzumsuz görünürse görünsün. Bilin ki bir yerlerde onun kıymetini bilen, yaptığınız işe inanan insanlar her zaman olacaktır. National Geographic izleyin ve hayallerinizi biriktirin, ilerde bir gün tüm hayallerinizi kutularından çıkartacaksınız ve önce hangisinden başlamak istediğinize karar vereceksiniz. O zaman hayat size o büyülü yüzünü gösterecek!

Bu yazı toplam (408) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?