Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Evlenmeden Önce

09 Temmuz 2012 Pazartesi Saat 19:57

Kadının Sesi Gazetesi yazarlarından Müzeyyen Topçu Tan hanımefendi “Evlilik Üzerine” başlıklı köşe yazısında demişler ki: “Hepimizin -evlilik üzerine- dinlediğimiz, bildiğimiz, yaşadığımız, birçok hikâye vardır; mutlu ya da mutsuz sonlanan!”. Yazısında her ne kadar İstanbul’da karakolda biten bir düğünü örnek olarak verse de; kendisini az da olsa tanırım, mutlu bir evliliği var, muhakkak doğru gözlemler de bulunmuştur.

 

***

Otuzunu aşmış biri olarak benim bir hikâyem yok. Hiç bekâr arkadaşım da yok, hepsi evlendi. Ne evlenen benimle bir daha doğru dürüst görüştü, ne de ben onlarla görüşmeye eskisi kadar istekli oldum. Bu yüzden iletişimimiz çoğuyla koptu. İşyerinde biraz sinirli ve gergin tavırlarımı, beni evde meşgul edip yoran birisi olmamasına bağlayan iş arkadaşlarım bile var. Durum böyleyken evlilik üzerine laf etmek pek bana düşmez ama kanaatimce bu bir tecrübe değil, gözlem işidir. Zaten, evine mutluluk götürüp huzur bulabilenlere bir diyeceğim yok. Benim sözüm sabah dokuzu akşam altıdan daha çok sevenlere. 

***

Eskiden aileleriyle birlikte yaşayan insanlar evliliği özgürlük olarak görürken; günümüzde insanlar artık o kadar özgürler ki, evlilik bir özgürlük getirmiyor, tam tersine kısıtlamalarla yaşamak demek. Peki, bütün bu olumsuzluklara rağmen nerdeyse herkes en az bir kere neden evlenir?

Her ne kadar sebebini aşk, sevgi, tutku kutsal üçgenine oturtsak da, evlilik, gerek öncesinde gerekse sonrasında artık “görsellik” olarak karşımıza çıkıyor. Kendimiz için değil, çevremiz için evleniyoruz. Öyle ya, herkes bir şeyler yaparken öylece oturamazsınız. Otursanız da rahat bırakmazlar. Üstünüzdeki mahalle baskısı korkularınızın da önüne geçer. Üremeye bağlı genlerinizden gelen “çocuk isteme” duygusu ile “yalnızlık” korkusunu saymıyorum bile. Eee, hani nerede kaldı aşk? 

***

Evlilik fikrini kafanıza öyle ya da böyle oturtturduktan sonra da problemler bitmez. Aslına bakarsanız, “Evlilik” sondan başa doğru anlatılan filmler gibidir. En başında mutlu başlayıp, yavaş yavaş yıpranmanız gerekirken; önce yorulup sonunda huzura erdiğiniz bir macera filmi.

Macera filminizin drama dönüşmemesi için, evleneceğiniz kişiyle nerede, nasıl tanıştığınız çok önemlidir. Müzeyyen Tan Topçu hanımefendinin yazısına konu gelin ve damadın bir takside tanıştıklarını, damadın taksici gelinin ise müşteri olduğunu not düşmek isterim. Ayrıca, ilk buluşmalar yakınlık kurma değil, bir "ayıklama" işidir. 

Bu yazı toplam (1157) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 1 )

Evlen Önce
Kardeşim önce evlen sonra yorum yap:)
MiSTRAL10 Temmuz 2012 Salı Saat 09:20

| 1 |