Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Sufi Adam Neyzen Tevfik!

06 Ağustos 2012 Pazartesi Saat 22:20

Sevgili dostlar ramazan ayının vermiş olduğu mistik koku ve ney sesleri ile bezenmiş bir günün sabahında Mevlana'ya "veli", Neyzen'e "deli" diyenler, veli ile deli arasındaki büyük tasavvuf kavramını anlamayanlardır. Düşüncelerin elektronlar gibi bulutsu bir özellik gösterip dağıldığı Evren'de Neyzen'den yayılan hüzün dolu ney sesi insanları etkilemiştir. Özgürlük, insanlık ve doğa aşığı, ney üstadı Neyzen'i bir düşünürümüz şöyle anlatmıştır:"bence Mevlana ve Neyzen'in ulaşmak istedikleri hedef aynı fakat izledikleri yol ayrıdır. Mevlana neyi dergâha sokmuş, Neyzen dergâhtan çıkararak halkın ayağına götürmüştür. Mevlana'nın neyi ile Neyzen'in meyi aynı tasavvuf potasında eriyen iki kardeştir."Neyzen olan Tevfik’ten bahsetmek istiyorum. Neyzen Tevfik Bodrum Rüştiyesini (Orta Okul derecesinde eğitim kurumu) kuran öğretmen Hasan Fehmi Beyin büyük oğludur. 1879 yılında Bodrum’da doğar Neyzen Tevfik. Öğretmen Hasan Fehmi Bey aslen Samsun’un Bafra ilçesinin Kolaylı kazasındandır. Cumhuriyet döneminde soyadı kanunu çıktığında bu kazanın ismini soyadı olarak kabul ederler. Hasan Fehmi Beyin 1886 yılında ikinci bir oğlu olan şefik Kolaylı doğar. Şefik Kolaylı ileride iyi bir eğitim görür veteriner ve bakteriyoloji eğitim görür. Mehmet Akif Ersoy ile aynı okuldan mezun olurlar. Kurtuluş savaşında Gazi Mustafa Kemal Atatürk Veteriner olan Şefik Kolaylı’ya Erzurum' da ordu vebadan kırılıyor! Ne yapacağız? Bize serum yetiştirebilir misin? Şefik Bey der.  Şefik Kolaylıda "Elimden geleni yaparım Paşam!" der. Hemen Şefik Bey ekibini kurar ve yeteri kadar serumu hazır­lar. Serum zerkedilen etleri Erzurum'a gön­dermek üzere yola çıkar.. Atatürk, "Bu etleri yiyen askerler zehirlenir de ölürse, ne yapacağız?" diye sorar. Şefik Kolaylı "Boynum kıl­dan ince paşam, önce huzurunuzda eti ben yiye­ceğim, ben ölmezsem askerler de ölmez," diye­rek Atatürk'e güvence verir. Serumlu etler Er­zurum'a ulaşır ve ordu İzmir'e hareket eder. 9 Eylül'de İzmir'de Yunanlıları denize dökünceye kadar vebadan dolayı hiçbir asker ölmez. Kurtuluş Savaşı sıra­sında Atatürk sivillerden iki kişiye binbaşı rütbesi verir. Biri Halide Edip'in kocası Adnan Adıvar, diğeri de Neyzen Tevfik’in kardeşi Şefik Ko­laylıdır. Daha sonra Şefik Kolaylı yaşamını İstanbul’un Pendik ilçesinde sürdürür. Gecelim asıl konumuza, Neyzen Tevfik, İlkokulu Bodrum’da okur daha sonra babasının işi gereği 13 yaşında iken İzmir’in Urla ilçesine yerleşirler. Urla’da tanıştığı berber Kazım ismindeki kişi Tevfik’in yaşamını değiştirir. Kazım berber ona ney çalmasını öğretir. Daha sonra İzmir’de yatılı olarak okuması için babası onu İzmir İdadi’sine gönderir.(İzmir Atatürk lisesi) 1893 yıllarında İzmir’de gördüğü eşkıyaların başlarının kesilmesinden çok etkilenen Tevfik Sara hastalığına yakalanır. Hastalığından dolayı okuldan ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada İzmir’de yaşarken Şair Eşref ile tanışır. Şair Eşref ona hiciv sanatını öğretir.(1903) Bu tarihte yaşı 24 yaşındadır. Babası onun ney’in verdiği tılsım ile hastalığına iyi geldiğini düşünerek eğitimine devam etmesi için İstanbul’daki Galata ve Yenikapı Mevlevi hanesine gönderir. Burada hayat boyu can dostu olacak Mehmet Akif Ersoy ile tanışır. Mehmet Akif Ersoy ona Arapça, Farsça ve Fransızca dili öğretir. Neyzen Tevfik’te ona ney çalmasını öğretir. Akif ile Neyzen Tevfik arasında dostluk anlamak için, Akif ailesi ile sohbet ederken çevresindekilere eşini ve Neyzen’i göstererek, Ben bu iki cezayı da aynı tarihte tanıdım ve kendime yar edindim demiştir. Akif ile Neyzeni birbirine bağlayan şey samimiyetleri, iyi niyetleri, makama mevkiye, paraya pula önem vermeyişleridir. Medresede bir taraftan da eğitim görürken, Mehmet Akif’in isteği ile setre pantolon giymesi, sarık ve cübbe giymemesi üzerine medreseden kovulur. Neyzen bu tarihte Mehmet Akif’in sayesinde Muallim Naci, Ahmet Mithat efendi, Ahmet Rasim, Tamburi Cemal ile tanışır. Bir süre sonra Mısır’a gider. Mısır’da 7 yıl boyunca başıboş hayat yaşar.1905 yılında şair eşref ile çıkardıkları dergide padişah karşıtı yazıları yüzünden idam kararına çarptırılır.1908 yılında 2. Meşrutiyetin ilanından sonra bu karar iptal edilir.1909 yılında İzmir’e bir süre sonra İstanbul’a döner. Burada Cemile hanımla evlenir bir çocukları olur. Kısa süre sonra Neyzenin içkiye düşkünlüğü sonucu cemile kızını alarak baba evine kaçar. Tarihler 28 Ocak 1953 gösterir. Beşiktaş'ta Sinan Paşa Camii avlusu tıklım tıkış dolu. Sırf orası mı? Cami avlusundan taşan kalabalık; ana caddeleri, kahveleri, yolun karşısında ki Barbaros Bulvarı'nı da doldurmuş halde.
Tuhaf bir 'Profili' var cemaatin. Üst düzey bürokratlar, anlı şanlı profesörler, siyasiler, sporcular, sanatçıların yanı sıra çoğu ipten kazıktan kurtulma tipler, hane-i berduşlar, ayakta durmakta zorlanan alkolikler. Çünkü cenazesi kalkan herkesten biraz, herkeste de ondan biraz olan bir adam Neyzen Tevfik'tir. Kısacası Sevgili Bizim Darıca okurları üzülerek belirt­mek gerekir ki bugün Şair Eşref gibi Neyzen'in de yeri boş kalmıştır ve doldurulması da zor gö­rünmektedir. Bir ulusun ortak bilinci, yazarlarının, şairlerinin yapıtlarıyla geleceğe taşınır. Ya­zarlarını, şairlerini unutan toplumlar kendi belleğini silmiş olurlar. Yapıtlarının zamana dayanıklılığı ve kalıcılığı ile ölümsüzleşen yazar ve şairler ise, ulusunun gurur kaynağıdır sevgili dostlar..

Bu yazı toplam (774) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?