Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Biyolojik çeşitlilik-4

13 Ağustos 2012 Pazartesi Saat 21:57

Yağmur toprağa,

Toprak güneşe küstü.

Çiçekler kırlara,

Kırlar yağmura küstü,

Kuşlar bahara,

Bahar da kuşa küstü.

İnatla yok etmeye çalıştığımız doğa,

Hepimize küstü…

Son yıllarda biyolojik çeşitliliğin korunması bir yana, var olan biyoçeşitlilik bilinçsizce yok edilmektedir. Bir çok endemik bitki ve hayvan türünü barındıran Anadolu coğrafyası, geri dönüşü mümkün olmayacak bir “ekolojik kırımyaşamaktadır.

Gün geçmiyor ki yeni bir baraj, yeni bir hidroelektrik ya da termik santral inşaatı, bir tane diye avunurken üçe çıkan nükleer santral müjdeleri, otoyol/köprü ve doğanın göğsüne bir hançer gibi saplanan yeni maden projeleri... Bunlar olup biterken göçüp gitmek, köylerini terk etmek zorunda kalan insanlar, tanımlanmamış nice bitki/hayvan türleri ve yok olup giden doğal varlıklar/biyolojik çeşitlilik.

Ülkemizde “doğanın ve biyolojik çeşitliliğin korunması”, bakanlıkların yeniden yapılanmasıyla birlikte Orman ve Su işleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetki alanına girmektedir. Yetki, görev ve sorumluluk konularındaki karmaşayı gidermek ve ülkemizin doğal/biyolojik zenginliklerini korumak amacıyla önceki yıllarda bir yasa tasarısı hazırlanmış ancak, tepkiler üzerine taslak değiştirilerek tam da 5 Haziran 2012 tarihinde, yani Dünya Çevre Gününde, “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma KanunTasarısı” olarak Meclisteki komisyondan geçerek Genel Kurula sevk edilmiştir.

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koru-MA Kanun Tasarısı

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca hazırlanan ‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koru-MA Kanun Tasarısı’, var olan bir eksikliği ya da karmaşayı gidermekten ya da doğal alanları ve biyolojik çeşitliliği koruma çabalarını artırmaktan daha çok “koruma-kullanma” dengesi adı altında bu alanların "yatırıma/kullanıma açılması” mantığını içermektedir.

Söz konusu tasarıyla, kanunlarda yaratılan istisnalar, sağlanan imtiyazlar, görmezden gelinen işgallerle yetinilmeyip ülke yüzölçümünün %2‘si bile olmayan "doğal korunan alanlar" özel kanun kapsamından çıkarılmaktadır.

Yasa tasarısı ile bilimsel çalışmayı zorunlu kılan, ulusal ve uluslararası nitelikte değer taşıyan alanlara ilişkin karar alma yetkisi Bakanlar Kurulu ile Orman ve Su İşleri Bakanlığına verilmekte; ülkemizin en önemli doğal değerleri, görevleri koruma kararlarıyla çoğunlukla çelişen "bürokrat ve siyasilere" emanet edilmektedir.

Ayrıca tasarı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi de dahil olmak üzere Türkiye‘nin taraf olduğu çok sayıda uluslararası anlaşmanın yanı sıra Anayasa‘nın "Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması" başlığı altında yer verilen 63. Maddesindeki, "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır" ilkesine açıkça aykırı düşmektedir. Bu alanlar “sürdürülebilirlik(!)” içerisinde ekonomik faaliyete açılacak demektir.

Tasarı ile mevcut ÇED süreçleri ya da kurul/mahkeme kararları sayesinde korunan alanların, bu kez Ekolojik Etki Değerlendirmesi (EED) adı altında “yeniden değerlendirilmesi” gündeme gelmekte ve korunan alanların yatırımlara açılması sağlanmaktadır.

Tasarının; tesis edilecek izinler, intifa ve irtifak haklarına ilişkin 14. Maddesinde, ülkemizin neredeyse tüm korunan alanları özel kişi ve şirketlere 29 ve/veya 49 yıllığına tahsis edilebilir duruma getirilip izin, intifa ve irtifak hakkı verme yetkisi Orman ve Su İşleri Bakanlığına devredilmektedir.

Bu yazı toplam (849) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?