Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Hamamlardan türeyen Külhanbeyler!

27 Ağustos 2012 Pazartesi Saat 21:15

Sevgili Bizim Darıca okurları, günümüzde hiç evsizlerin , kimsesizlerin özellikle kışın o soğuk geceleri nerede kaldıklarını hiç merak ettiniz mi? 21. yüzyılda olmamıza rağmen   bir çoğumuz genel anlamda sokak çocuklarının ve evsiz yaşlı insanların bu günlerde nasıl yaşadıklarını hiç ama hiç merak etmemekteyiz!. Hâlbuki günümüzden yüzlerce yıl önce bazıları bunu düşünmüşler evsizleri barksızları koruma altına almışlardır.17. Yüzyılda, yatacak yeri olmayan gariban takımından genç insanların kışın hamamlara sığınması gelenek olmuş. Bunlar geceleri hamamın en sıcak yeri olarak bilinen külhanlarda yatıp kalkmışlar, hamamın kazan dairesi olarak değerlendirdiğimiz külhanlar, kimsesizlere özellikle kış aylarında yatakhane hizmeti vermiştir. Boğaz tokluğuna ve yatma yeri için çalışan çocuklar burada yatıp kalmakta ve karınlarını doyurmakta idiler. Külhanbeyi denilen kopuk sınıfı da böylece türemiştir! İşte külhanbeyi tanımı da külhanlarda çalışan ve külhanlar üzerinde yatan çocuklardan çıkmıştır. Külhanbeyi hamamda palazlandıkça bir horoz gibi kanatlarını açar. Artık esnafı haraca kesip kan kusturmak, olur olmaz yerde kavga, hatta kan çıkarmak ve kadınlara sarkıntılık yapmak külhanbeylerinin sıradan işlerinden idi. En çok vukuat alan külhanbeylerinin yetiştiği hamamlar, İstanbul’daki Gedik paşa hamamı ile Beyazıt hamamı idi. Osmanlıda hamam aynı zamanda kapalı toplum yapısının soluk aldığı kültürel bir mekândır. O dönemlerde hamamlara eğlence ve toplantı yeri olarak bakmak olasıdır. Hamamlar, kafes ardındaki kadını da toplumsal açıdan bir ferahlama imkânı sunmuştur. Aslına bakılırsa keselenmek araç, dolma sarıp saz çalmak ve dans etmek amaç olmuştur. Bununla birlikte hamamların kız görmek ya da münasip bir kısmet bulmak için de ideal mekânlardı. Bir anlamda hamamlar kadınlar kıraathanesi gibiydi. Erkek hamamları ise nargileli, parlak oğlanlar la günaha girilen,  tabi ki sırf yıkanmak, temizlenmek için gidenlerde vardı. Lale devri tüm şatafatıyla sürüp giderken, dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim, bu külhani takımını topluma kazandırmak ve verimli bir hale getirmek için kolları sıvar. Böylece bir kısım külhanbeyi bir araya gelerek, ilk yangın teşkilatı ‘tulumbacılar’ (1720) kuruluyor. Girişim, hamamın suyla olan ilişkisi düşünüldüğünde son derece mantıklı gözüküyor. Patrona Halil denilen kimsesiz çalışmak için Arnavutluk’tan kalkıp İstanbul’a gelir. Osmanlı ordusuna yazılıp yelkenli ve üç direği olan kalyonlarda görev yapar. Namını da patrona cinsi bir gemiye borçludur. Hamam tellağı Patrona Halil, peştamal den bozma bayrakla din elden gidiyor gibi sözler ile Osmanlıya kafa tutup İstanbul’u yerle bir eder. Fitili ateşleyen Ayasofya cami imamı İspirizade Efendi’dir.1730 yılında ispirizade tarafından kullanılan Patrona Halil arkasına aldığı diğer külhanbeyleri (hamam oğlanlarını) ve yeniçerileri de kullanarak bir ihtilale sebep olurlar.3. Ahmet ‘e 37 kişinin isminin olduğu listeyi verirler. Bu listedekiler öldürülünce sıra kendisine geldiğini anlayan 3. Ahmet yerini 1.Mahmut’a bırakır. Sonuçta her şey yerli yerine oturunca 1. Mahmut bu ayaklanmaya sebep olan insanları saraya davet eder. Bu davete katılanların hepsi kılıçtan geçirilir. İşte sevgili Bizim Darıca Gazetesi okuyucuları sizlere evimizde kombinin olmadığı zamanlarda hatta günümüzde bile gitmek istediğimiz hamamların zevk sefa içerisinde yaşayan bir dönemin kapanmasında rol oynadığını düşünmek ne garip bir duygu değimli?

Bu yazı toplam (940) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?