Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

Toplu İş İlişkileri Kanunu tartışması devam ediyor; AKPnin yarattığı krizi Başbakan mı çözecek!

04 Eylül 2012 Salı Saat 13:17
Toplu İş İlişkileri Kanunu konusundaki tartışmalar devam ediyor. AKP'nin kendi yarattığı
kaosun çözümü için yine Başbakan Erdoğan'ı adres göstermesi ise dikkat çekiyor.

Toplu İş İlişkileri Kanunu konusundaki tartışmalar devam ediyor. AKP'nin sermaye lehine
düzenlemeler ile geçirmeye çalıştığı kanun ile ilgili görüşmeler, işçi
sendikalarının bir kısmının net tavrı ve kıdem tazminatının gasp edilmesine
kamuoyunun gösterdiği tepki sayesinde tıkanmış durumda. AKP'nin ise kendi
yarattığı kaosun çözümü için yine Başbakan Erdoğan'ı adres göstermesi dikkat
çekiyor.

Bir taraftaToplu İş İlişkileri Kanunu sendikal özgürlüklere vurulan en büyük darbedir
diyen DİSK, kraldan çok kralcı bir tavrı sürdüren Hak-İş, yasanın bir an önce
çıkmasını isteyen Türk-İş, diğer tarafta ise tasarıya şüpheyle yaklaşmakla
beraber öncelikle kıdem tazminatını gasp etmekte ısrarcı TOBB ve TİSK, çalışma
yaşamında ortaya çıkan krizin tarafları olarak görülüyor.

Emekçilere yönelik yeni yasaklar getiren Toplu İş İlişkileri Kanunu, 2009 yılından bu yana
yayımlanmayan sendikal istatistikler, sermaye ile el ele veren hükümetin kıdem
tazminatını ortadan kaldırmaya yönelik girişimleri son dönemde çalışma hayatında
yaşanan krizin temel başlıkları. Bu tablodan daha vahimi ise, medyaya
“sendikacının arasını Başbakan bulacak” şeklinde yansıyan ve tek adam olma
yolunda kararlı adımlarla ile ilerleyen Başbakan’ın Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve
TOBB'a vereceği randevu ihtimalinin çözüm olarak sunulması.

***

Sendikal istatistikler hükümetin kozu

Toplu İş İlişkileri Yasası’nın Meclis’ten geçmemesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı’nın da yeni yasa çıkmadığı için şubattan bu yana yetki başvurularını
geri çevirmesi nedeniyle yaklaşık 250 bin işçi aylardır toplu sözleşme
imzalayamıyor. Sayının sonbaharda 500 bin işçiye çıkacağına dikkat çekiliyor.


Her fırsatta hükümetin emekçilere aba altından sopa göstermesi aracına dönüşen sendikal
istatistikler 2009 yılından bu yana açıklanmıyor. Toplu İş İlişkilerinin
çıkarılması ve kıdem tazminatının gasp edilmesi konusunda emekçilere baskı
yapmak için hükümetin elinde koza dönüşen sendikal istatistikler, eğer şuan
geçerli olan yüzde 10 barajına göre açıklanırsa, şu an 3 milyon 230 bin görülen
sendikalı işçi sayısı 930 bine düşecek.


Kraldan çok kralcı: Bir tek Hak-İş itiraz ediyor

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Türk-İş, Hak-İş, TİSK ve TOBB'u bir araya
getirerek; 2009 yılı istatistikleriyle sorunun geçici olarak çözülmesini
önermişti, ancak yalnızca Hak-İş buna itiraz etmişti. Hak-İş Genel Başkanı
Mahmut Arslan daha önce yapmış olduğu bir açıklamada, “Toplu iş sözleşmelerinin
yapılamaması çok ciddi bir krizdir. Çözüm, Toplu İş İlişkileri Yasa’nın bir an
önce çıkmasıdır. Türk sendikal hareketinin 1980’den sonra en büyük krizi
yaşamakta olduğuna işaret eden Arslan, “1980 ile 84 arasında toplu iş
sözleşmeleri askıya alınmıştı. Ama Yüksek Hakem Kurulu’nca toplu iş
sözleşmeleri yenilenmişti. Ne yazık ki, bugün böyle bir imkân da yok. Toplu iş
sözleşmelerinin yapılamaması çok ciddi bir krizdir” şeklinde konuşmuştu.

Söz konusu istatistiklerin açıklanması halinde birçok sendikasında yetkisini kaybetme
tehlikesiyle karşı karşıya kalan Hak-İş’in kraldan çok kralcı tavrı Türk-İş’in
dahi tepkisine yol açtı. Türk-İş Genel Sekreteri, Türk Metal Sendikası Genel
Başkanı Pevrul Kavlak, Türk-İş, TİSK ve DİSK’in 2009 istatistiklerinin
yayımlanmasına evet dediklerini, ancak Hak-İş’in kabul etmemesi nedeniyle 250
bin işçinin toplusözleşme imzalayamadığını ifade etti.

Kavlak, “Meclis tatile girmeden yasanın çıkacağını düşünüyorduk. Mutabakat vardı, ama
yasa çıkmadı her nedense. Bir ara formül bulabilir miyiz diye sık sık Çalışma
Bakanı ile görüşüyoruz” dedi. Söz konusu işçilerden 220 bininin Türk-İş’e bağlı
olduğuna dikkat çeken Kavlak, Hak-İş’in fazla işçisi olmamasına karşın,
“işçilerin mağduriyetini ister gibi bir tavır içinde” olduğunu dile getirdi.


Tıkanan süreç üzerine TOBB, Türk-İş, Hak-İş ve TİSK, randevu talep ettikleri Başbakan
Erdoğan’la konuyu görüşmeyi planlıyorlar. Sermaye çevrelerinin dahi hakkında
endişe duymalarına karşın başından itibaren yasayı destekleyen Türk-İş ve
Hak-İş’in anlaşmazlığa düşmesi ve çözümü ise dediği dedik kestiği kestik
Başbakan’dan beklemeleri bu konfederasyonların içine düştüğü garabeti gözler
önüne seriyor.


“Toplu İş İlişkileri Yasası sendikal özgürlüklere ve demokrasiye en büyük darbe”

12 Eylül Darbesi'nin ürünleri olan 1983 tarihli 2821 sayılı Sendikalar Kanunu
ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun yerine
getirilmesi söz konusu olan Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı Taslağı'nın
küçük iyileştirmeler dışında eski kanunlardaki kısıtlamaları devam ettirdiği
görülmekte.

Toplu İş İlişkileri Yasa Taslağında, işkolu düzeyinde toplu sözleşme yapmak için
getirilen yüzde 10 barajının yüzde 3’e indirilirken işyeri düzeyinde toplu
sözleşme için barajın yüzde 50+1, işletme düzeyinde ise yüzde 40+1 olması
öngörülmekte. Bu yüksek oranların ILO standartlarına aykırı olduğu, dolayısıyla
taslağın yasalaşması durumunda sendikal özgürlüklere ve demokrasiye büyük bir
darbe vuracağı gerekçesiyle DİSK tarafından yasaya itiraz ediliyor.


Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü’nün (DİSK-AR) SGK
Temmuz 2011 İstatistikleri ile Çalışma Bakanlığı İstatistikleri Temmuz 2009
verileri üzerinden bir rapor hazırladı. Hazırlanan rapora göre, TBMM gönderilen
“toplu iş ilişkileri” yasa taslağında yer alan % 3 barajı ile 5 milyon 70 işçi,
yani tüm kayıtlı işçilerin % 46’sı için toplusözleşme hayal haline gelirken, bu
işçilerin bulunduğu 6 işkolunda işçiler yetkili sendika bulamayacak. Rapora
göre mevcutta % 10 olan ve kamuoyuna yeni taslakta % 3 olarak sunulan baraj
istatistik oyunları ile % 24’e yükselecek. Mevcutta yetkili sendikalar bile bu
nedenle yetkisiz kalacak.

Rapora göre bunun iki nedeni var;

1) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yerine aynı bakanlığa bağlı Sosyal
Güvenlik Kurumu istatistiklerinin esas alınmasından ötürü 2 katına çıkan işçi
sayısı,

2) Sendika üye sayılarının sadece dörtte birinin geçerli sayılacak olmasıdır. Bunun
yanında sektör birleşmeleri nedeni ile kimi işkollarında baraj daha da yükselecek.

Diğer taraftan, taslakta tek düzeyli toplu sözleşme düzeninin devam ediyor ve
sendikalara çerçeve sözleşme hakkı tanınmıyor. Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu’nun (DİSK) düzenlemeye ilişkin talepleri arasında çok düzeyli
pazarlık sisteminin oluşturulması, toplu iş sözleşmelerinin işyeri ve işkolu
düzeyinde yapılması önerileri de bulunmaktaydı.

Taslakta, sendikaya üye olmak için noter şartının kaldırılacağı, yerine üyelik ve
istifaların e-devlet uygulamasıyla elektronik ortamda işleme geçirileceği
belirtiliyor. Böylece sendika ve işçiler arasındaki ilişkilere devletin
müdahale edebilmesinin de önü açılmış olacak.

Taslağın uzun yıllardır yetki konusunda yaşanan sorunlara da çözüm getirmediği
görülüyor. Bilindiği üzere işverenlerin çalışma bakanlığının yetki kararlarına
itiraz amacıyla açtığı davalar yıllarca sonuçlanmıyor. İşçi sendikalarının
toplu sözleşme yapmak için yeterli çoğunluğa sahip olmadığı iddiasıyla açılan
bu davalarla, sendikaların etkin faaliyet göstermesi engellenmek isteniyor.


Patron kıdem tazminatı gaspında ısrarcı

TBMM alt komisyonunda görüşülmesine rağmen tasarının yasallaşmamasının nedeni
ise, işverenlerin yasanın çıkması için kıdem tazminatının gaspını şart koşması
oldu. 18 Haziranda işçi konfederasyonları, Çalışma Bakanı Çelik’in çağrısıyla
aralarında TİSK ve TOBB’nin de bulunduğu işveren örgütlerinin temsilcileriyle
bir araya gelmiş, işverenlerin Toplu İş İlişkileri Kanunu’nun çıkarılması için
kıdem tazminatına ilişkin düzenlemeyi şart koşmaları toplantıyı tıkamıştı.


Toplumda ciddi tepkilere neden olan emekçilerin kıdem tazminatı hakkını gasp etmeye
çabalayan AKP hükümeti bir süredir, bir yandan basına sızdırılan taslakla ve
yandaş medyada yer alan manipüle edilmiş haberlerle kamuoyunun tepkisini
ölçerken diğer yandan da Başbakan tarafından yapılan “Kıdem tazminatı konusunda
bizim verilmiş herhangi bir kararımız yoktur” şeklindeki açıklamalarla
tepkileri yatıştırmaya çabalıyor.

Sermayenin talepleri doğrultusunda kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya çabalayan AKP
iktidarı ise, Başbakanlık düzeyinde yaptığı açıklamalarla anlaşmazlığa düşen
sosyal tarafları Tayyip Erdoğan’ın ikna etmesine umut bağlamış durumda.


Yaşanan tüm bu gelişmeler karşısında işçi örgütleri ise kırmızı çizgi olarak tanımladıkları
ve genel grev sebebi kabul ettikleri kıdem tazminatı konusunu hiçbir şekilde
tartışmaya açmayacaklarını bir kere daha dile getirdiler.



Bu yazı toplam (355) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?