Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Yemekler ve filmler

15 Ekim 2012 Pazartesi Saat 18:23

Hayatımda vazgeçemediğim iki önemli şey sanırım. Filmlere olan tutkum taa çocukluğumdan gelir. Hasta olduğum zamanlarda annemin koyduğu videolarda çizgi filmleri ve tosun paşayı başa sara sara defalarca izlerdim.

Bu yüzden kendimi kötü hissettiğim zamanlarda filmlere sarılırım halen. Filmler bana başka dünyaların kapılarını aralar ve mutlu çocukluğumu hatırlatır. Yemekse üniversiteden sonra önemini kavrayabildiğim bir uğraş benim için. Önceleri sadece doymak için yer pek de yeni lezzetler yaratma derdine düşmezdim. Şimdilerde doymak için yediğim tek zaman depresyonda olduğum günler. Sadece yemek fotoğraflarına bakmak ve o renk cümbüşünün içinde kaybolmak bile yetiyor çoğunlukla. Ama tabi güzel yemek filmleri sonrası içimde ikinci bir kadın uyanıyor hemen mutfağa atıveriyorum kendimi. Bu kadına çakma Julia Child diyorum. Onu çok da seviyorum itiraf etmeliyim, tüm acemiliğine karşı, yemek yapmaya olan tutkusu için…

***

Yemek yenen filmler de inanılmaz etkiliyor beni. Bir filmde yemek yendiğinde tok bile olsam bir şeyler yemek ve onlara eşlik etmek istiyorum adeta. Ağız hareketlerini izliyor, kafamda sahneleri yeniden yaşıyorum ve hiç bitmesin istiyorum o anlar. Sezerciğin bir filminde öğretmeni Perihan Savaş ona ceza veriyordu. Okulun hademesi olan yufka yürekli Adile Naşit ise ona kıyamayıp gizliden odasına tepside taze fasulye ve doğranmış domates getiriyordu. İşte ben ne zaman taze fasulye yesem hep o sahne canlanıyor aklımda ve o iştahlı yeme şekline bürünüveriyorum. Hele taze fasulyenin yanında domatesi o güne kadar yememiş olan ben, filmi izledikten sonra domatessiz yiyemiyorum zevk alamıyorum. Kemal Sunal’ın Ayşecikle oynadığı bir filmde bakkaldan kaşar ve taze ekmek alıp yanında da kocaman kangal salamı ısıra ısıra yemesine ne demeli. Ne zaman salam yesem o sahneyi hatırlıyorum.

Tavuk çevirme dükkânları Cezayir’de çok fazla. Aynı eski Türk filmlerindeki gibi o dükkânlar, eski, tozlu ve küçükler. Yine de o yerlerin önünden ne zaman geçsem yine Kemal Sunal’ın aç olduğu bir zamanda tavukçunun camına ekmek bandığı sahneyi hatırlıyorum. 

***

Ne zaman filmlerde yemek yapılsa kendime engel olamayıp tüm yorgunluğuma rağmen mutfağa dalıyorum. İyi ki yemek fotoğrafçıları var diyorum bir yandan da… Fotoğrafa aslında ilk yemek fotoğrafları sayesinde heves ettim sanırım. Şimdilerde ise bu alana yönelmek için büyük bir istek duyuyorum. Bilmiyorum yemekler benim kadar başkalarını da etkisi altına alıyor mu? Yemek tutkunlarını elbette ki alıyordur ama ya benim gibileri? Yeni evim için en çok hayal ettiğim kısım mutfak, alışverişte en çok aldığım eşyalar mutfak eşyaları, öyle ki bazen tüm kokulara yemek kokuları eşlik ediyor gibi hissediyorum. Burnuma buram buram kızarmış ekmek kokusu geliyor aynı güneşli günlerde kızartma kokularını aldığım gibi. Ne de olsa kızartma en çok yaz mevsimine yakışıyor, sıcak çikolatanın kış mevsimi ile bütünleştiği gibi…

Bu yazı toplam (706) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?