Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Cari Açık ve Nükleer Santral (!)

18 Kasım 2012 Pazar Saat 19:23

Akıllı insan bütün yumurtalarını tek bir sepete koymaz

Cervantes

 

Günümüz Türkiye’sinin ekonomideki en büyük sorunu “cari açık” olarak görünmektedir. Kredi derecelendirme kuruluşları ülke puanını artırırken bile cari açığa dikkat çekmekteler. 2012 yılı sonunda cari açığın 60-62 milyar dolar olması beklenmektedir. Bunun yaklaşık 52 milyar dolarının enerji ithalatlarının faturasından kaynaklanacağı tahmin edilmektedir.

Bir yandan Suriye ile gerilen ilişkiler ve bunun getirdiği askeri harcamalar, diğer yandan iktidarın hayata geçirmeyi planladığı büyük projeler ile artan harcamalar, hem bütçeyi hem de cari açığı riskli seviyelere taşımaktadır. Bugüne kadar uluslararası sıcak parayla finanse edilen cari açığın kapatılması özellikle savaş harcamaları ile güçleşmektedir. Cari açık devam ettiği sürece de ülkemiz ekonomisi her an kazaya uğrayacakmış gibi risk taşımaktadır. Bu nedenle iktidarın önlem ya da çare olarak nükleer santral yatırımlarını ön plana çıkarması ilginç bir ikilemi ortaya çıkarmaktadır.

Değişen Gerekçeler

08 Ekim 2012 tarihli bazı gazeteler ile bazı internet sitelerinde, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın nükleer santraller ile ilgili bir soruya Japon Nikkei Gazetesi’ne “Cari açığı azaltmak için nükleer santrale mutlaka ihtiyacımız var. …Şu an üzerinde konuştuğumuz 2. Nükleer santral ve bunun da son santral olmayacağını vurgulamak isterim” söylediği yer aldı.

Başbakanın Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santral için söylediği  “Projenin gecikmeye mahal vermeden zamanında tamamlanabilmesi için, kamu kurum ve kuruluşlarımızca her türlü iş ve işlemler ivedilikle sonuçlandırılacaktır” sözleri de dikkate alındığında, projelerin cari açıktaki olumsuz seyir nedeniyle hızlandırıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde kurulması planlanan 3 nükleer santralın yeri hemen hemen kesinleşti. Akdeniz Bölgesinde Mersin-Akkuyu, Karadeniz Bölgesinde Sinop ve Marmara Bölgesinde İğneada. Daha önce halkın yoğun tepkisine karşın nükleer santrallerin kurulmasında açıklanan “enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi”, “yüksek oranda artan elektrik enerjisi talebinin karşılanabilmesi” gibi gerekçelerin yerini artık ithal enerji kaynaklarına bağımlılığın ve cari açığın azaltılabilmesi gibi açık ifadeler aldı.

Enerji Harcamaları

Enerji ithalatı toplam ithalatın yaklaşık yüzde 24’ünü, cari açığın ise yüzde  84’ünü oluşturmaktadır. Enerji dışında kalan yaklaşık 10 milyar dolarlık cari açık, gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranladığında %1.2 gibi çok yüksek olmayan bir rakam çıkmaktadır. Ancak enerji ithalat faturası da eklendiğinde cari açığın GSYİH’ye oranı %7.7’yi bulmaktadır. İşte bu yüksek oran tehlikeli,  sürdürülmesi zor, daha büyük tehlikelere açık bir oranı göstermektedir. Çünkü bu oranın, dış sorunlar böyle devam ettiği sürece, daha da yükselme olasılığı bulunmaktadır.

Enerji faturası hesaplanırken petrol fiyatlarının ortalama 110 dolar seviyesinde gerçeklemesi öngörülmekteydi. Fakat petrol fiyatları şimdiden 120 dolar düzeyinde. Böyle devam etmesi durumunda cari açık beklentisinin yukarı yönlü olması neredeyse kaçınılmaz. Çünkü, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, cari açığı tahminen 4-5 milyar dolar artırmaktadır. 
Türkiye kalkındıkça ya da büyüdükçe enerji gereksinmesi artmakta,  enerji gereksinmesi arttıkça da enerji faturası ve buna bağlı olarak da cari açık büyümektedir.

Bu döngünün kırılması için ülkenin enerji ithalatını karşılayacak kadar fazladan mal ve hizmet üretmesi ve bunları dışarıya satması gerekmektedir. Cari açığı azaltmanın bir yolu daha fazla yabancı sermaye yatırımının ülkeye girişini sağlamak ise diğer bir yolu da enerji gereksinmesinin daha büyük bir oranını içeriden veya başka kaynaklardan karşılamaktır. Aslında en iyi yol enerji verimliliği ve buna bağlı olarak enerji tasarrufunu teşvik etmek ama bu anlamda ciddi bir çalışma görülmemektedir. Bu bağlamda, cari açığı düşürmek amacıyla iktidarın nükleer santrallar kurmak ve akarsuları elektrik enerjisinde kullanmak istemesi belki anlaşılabilir. Ama cari açığı azaltmayı yalnızca enerji projelerinden gelecek bir takım girdilere bağlamak ve bu konularda başka planlar hazırlamamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Üstelik nükleer santral yapılacak ama hâlâ düzenleyici ve denetleyici kurum yok. Hidroelektrik santrallerin çoğunun da standartları kuşkulu. Değişik aşamalarda yüzlerce proje var ama doğru dürüst bir denetim sistemi oturtulmuş değil.

Anlaşılan enerji politikası akarsulara kapılmış gidiyor. Bir yanda ülkenin enerjiye olan gereksinmesi, diğer yanda her ne pahasına nasıl olursa olsun bu gereksinmeyi karşılamayı düşünmekten enerji ithalat faturasını küçültmeyi düşünmeyen bir yaklaşım.

Kıssadan Hisse

Konunun uzmanlarından ODTÜ öğretim üyesi Osman Sevaioğlu’nun söylediği gibi, “Önlem, yok… Model, yok…Düzenleme, yok…Strateji, yok…Öngörü, yok… Hesap, yok… Kitap, yok… Vizyon, yok… Tartışma, yok… Dolayısıyla, çözüm yok, akıl yok, bilim yok. Ancak laf çok”. Katılmamak mümkün mü?

Bu yazı toplam (709) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?