Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Su, yenilenebilir bir enerji kaynağı mıdır?

30 Kasım 2012 Cuma Saat 13:30

Gıda, yakın gelecekte günümüzün petrolü,

Toprak ve su ise, günümüzün altını olacak.

Lester Brown

 

Yenilenebilir enerji, doğal süreçlerdeki enerji akışından elde edilen enerjidir. Bu enerjinin kaynakları başta güneş olmak üzere rüzgar, su,  biyolojik süreçler ve jeotermal olarak sıralanabilir. Genel anlamda, ‘yenilenebilir enerji  ise enerji kaynağından alınan enerjiye eşit oranda veya kaynağın tükenme hızından daha çabuk bir şekilde kendini yenileyebilmesi olarak tanımlanır ve bu durum, kaynağın kullanım biçimiyle doğrudan ilgilidir. Kaynağın yenilenebilir özelliğinin, enerji üretimindeki kullanımıyla yenilenemeyecek duruma dönüştürülmesi her zaman mümkündür. Bu nedenle yenilenebilir enerji, doğada sürekliliği ve hızla yenilenme gücü olan varlıklardan elde edilen enerji olarak kabul edilebilir. Örneğin, güneşten elde edilen enerji ile çalışan bir teknoloji bu enerjiyi tüketir, ancak tüketilen enerji toplam güneş enerjisinin yanında çok küçük kalır. Zaten, en genel yenilenebilir enerji şekli güneşten gelendir.

***

Doğal varlıkların ‘tek taraflı’ ve ‘sürdürülebilir olmayan’ biçimde kullanımı ile bir başka konuma aktarılması veya dönüştürülmesi durumunda, süregelen yaşamın bu değişimden olumsuz etkilenmesi mümkündür. Bu dönüşümde varlıkların enerjilerinin, yaşamı ya da sürekliliği yok edecek biçimde başka alanlara aktarılması yenilenebilir enerji üretimi felsefesinin özüne aykırı düşmektedir. Kaynak olarak algılanan varlığın yenilenme gizilgücü ortadan kaldırıldığında enerjinin yenilenebilirliğinden de söz etmek mümkün değildir. Esas olan, doğal varlığın biçim değiştirmesinde veya başka bir alana aktarılmasında yaşam alanlarının yok edilmeden korunmaya çalışılmasıdır. Tersi durum, kişi veya kuruluşlara çıkar sağlamak uğruna ‘yenilenebilir enerji üretimi’ söylemine sığınmaktan başka bir şey değildir. Bu bağlamda, suyun ‘kısmen yenilenebilir’  bir varlık olarak düşünülmesi gerekmektedir. Diğer bir söyleyişle ‘suyun sürekli kullanımı’, doğal varlık olarak ‘kendini yenileme kapasitesinin korunması’ ön koşuluna bağlıdır ve yenilenme kapasitesinin korunması suyun kullanımında temel koşul olarak ele alınmalıdır.

***

Her (akar)suya yalnızca ‘nasıl olsa yenilenebilir’ gözüyle ya da ‘parasal/ ekonomik değer’ olarak bakmanın, ekosistemi tek yanlı ve geri dönüşümsüz olarak bozma anlamına geldiği; parasal değerin herhangi bir yoldan sağlanırken, bozulan ekosistemin önceki durumuna gelmesinin çok uzun yıllar alabileceği ya da önceki konumuna geri döndürülemeyeceği unutulmamalıdır. Su ve sucul ekosistemler yaşamın olmazsa olmazı olduğundan suyun kullanımında ya da durumunun değiştirilmesinde/dönüştürülmesinde çok duyarlı ve dikkatli olunması gerekir.

***

Küresel iklim değişiminde enerji üretiminden - özellikle fosil yakıtlardan - kaynaklı etkinin azaltılması amacıyla yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına yönelme ve bu bağlamda hidroelektrik enerji üretiminin artırılması, iklim değişiminin etkisinin azaltılmasında önemli olarak görülmektedir. Ancak su kaynaklarının korunmaması ve suyun sürekliliğinin engellenmesi durumunda iklim değişiminin bile oluşturamayacağı olumsuzlukların, daha kısa sürede ve çok daha etkili olarak ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Bu nedenlerle yenilenebilir enerji kaynaklarından sayılan hidroelektrik enerjinin, özelliklerine bağlı olarak ‘kısmen yenilenebilir’ olarak adlandırılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. İklim değişimine insan faaliyetlerinin katkısının somut çıktısı olan sera gazı emisyon artışının azaltılması yönünde önemli adım olarak ortaya sürülen ve adeta kurtarıcı olarak gösterilen, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi/Kyoto Protokolüyle, ‘temiz enerji borsası’ aldatmacasıyla havanın ve suyun piyasa malına çevrilerek yeni bir sömürü aracı haline getirildiği; ‘Emisyon Ticaretinde’ Türkiye’nin katkısının ‘temiz enerji kredisi’ sağlama rolünün HES çılgınlığı olarak yansıdığı acı bir gerçektir. Bu gerçek, son yıllarda ortaya çıkan HES patlaması ile akarsuların yenilenmesini korumaya ilişkin önlemleri yok etmektedir.

***

Günümüzde, su ile ilgili yasal düzenlemelerin yenilenmesi çalışmalarında, suya ‘doğal varlık ve temel insan hakkı’olarak bakılmadığı, tam tersine piyasa koşullarında suyun ‘meta’ ve ‘yenilenebilir’ olarak değerlendirildiği gözlenmektedir. Oysa, suyun kullanımında sürekliliğinin ve yenilenme kapasitesinin engellenmemesi için, suyun ‘varlık değeri’nin korunması, yani hidrolojik döngünün doğal ekosistem içindeki temel rolünün kabul edilmesi zorunludur. Bunun diğer anlamı, suyun kendini kısmen yenileyebilen doğal varlık olduğu bilinci ile yenileme potansiyelinin önüne engel konmayarak korunmasıdır.


Bu yazı toplam (446) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?