Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

İç Sıkıntısı

10 Aralık 2012 Pazartesi Saat 19:56

Ne menem bir şeydir bu sıkıntı? İnsanın içine yerleşmeye görsün, kurt gibi kemirir, damarlardaki ilaç gibi her yere dağılır, parçık pinçik yapar insanı, içini dışına çıkartır, soluğunu alır tutar da bırakmaz, yapışır.  Büyükler hayra yorun derler böyle zamanlarda sıkıntıları, hatta su gibi durulmak için, ferahlamak için çeşmeyi açıp, derdi tasayı suya anlatın derler. Ne de güzel söyler eskiler.

***

Sıkıntılı zamanlar en çok da yağmurlu ve karanlık günlerde gelir çöreklenir insana. Ne yapsan atamazsın o tuhaf ağırlığı kendinden uzağa. Böyle zamanlarda ne kitaplar iyi gelir ne yemekler ne de uzun sohbetler. İnsanın sesi kesilir adeta. Bunca yılın suskunluğunu sadece bir güne sığdırıp her dakika susmak istersin. Bazen de çenesine vurur insanın o ayrı. Ne kadar sıkılırsa o kadar konuşan insanlar da vardır hani.

Sayfa sayfa okur insan kendini böyle zamanlarda. Geçmişten başlar ve geleceğe yol alır kısa zamanda. Zamanda yolculuk rüyalardan başka böyle sıkıntılı zamanlarda yapılır bir de. Yazsan yazamazsın, söylesen dilinden dökülünce tuzla buz olur kelimeler. Böyle zamanlarda ben hep şiir okumak isterim ve serin bir yatakta uzanmak. Aklımdan hep dize dize şiirler geçer, okuduklarım, hatırladıklarım ve hatırlamaya çalıştıklarım birbirine karışır. C vitamini eksikliği gibidir vücutta bu günler. Ben hep meyve yemek isterim nedense. Sigaradan da tat almazsın aynı grip olduğun günlerdeki gibi, ağzında absürt bir tat olur. Şeker veya sakız da çare olmaz insana, en sevdiğin şekerli sakız sanki plastik çiğnemek gibi bir his bırakır.

***

Güzel hatıralara sarılır insan sımsıkı, her biri çıksa gelse kaybettiklerimin şu dakika yanıma der durur içinden. Sanki bir tek o çare olacaktır içindeki hissizliğe. Hani görmeyi beklemediğin birinin bir anda köşeyi dönüvermesi gibi, elin ayağına dolansa, kalbin pır pır atsa ve onda gidiverse aniden tüm sıkıntıların o içinin soğuk dehlizlerinden.

Uzakta olunca iç sıkıntıları daha da büyüyor sanki kilometreler gibi. Annem olsa şimdi mutlaka iyi gelecek bir şeyler bulurdu. Önce her zamanki gibi, ‘sıkı can iyidir çabuk çıkmaz’ derdi gerçi ama sonra ne yapar eder iyi ederdi. Anne işte sanki her doğru bilgiyi o alıkoyar dünyadaki, o bilir en iyi tarifi, o anlar en çok içindekini. Sen ne kadar yazmaya çalışsan da onda saklıdır tüm güzel kelimeler, başka hiçbir sözlükte bulamazsın öyle…

***

Kışı bu yüzden sevmem ben. Yaz hep içinde güzel şeyler barındırır, kış gibi ne alınganlık yapar ne de riyakârlık. Her gün, güne yağmurla başladığımda gözlerimi kapatıp yeniden açmak isterim sanki bu sefer yaza uyanacakmışım gibi. Korkunç masallardan beter dünya, ahh dünya! Masal olup gelse tüm sevdiklerim yanıma da alsa içimdeki şu masallardan kopma karanlıkları. Hep birlikte çıksak aydınlığa! Yaz olsa da kış upuzun bir uykuya dalsa ve uzun bir süre uyanmasa…

Bu yazı toplam (830) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?