Yükleniyor...
Aktan Uslu

Aktan Uslu

aktanuslu@gmail.com

GZO eskiden duyururdu. Şimdi duysa da oralı olmaz!

29 Temmuz 2010 Perşembe Saat 07:04

Çarşamba günü öğlen saatlerinde farklı bir haber amacıyla ziyaret ettiğimiz Kadıllı Köyü’nde öngördüğümüz değil ama öngöremediğimiz bir gelişmeyle karşılaştık. Selin tarımsal anlamda derin izlerinin yaşandığı bu köyümüzde tarım alanlarının tahribatının ardından İSU tarafından yapılan hafriyat çalışması İSKİ tarafından durduruldu. Gerekçe ise anılan bölgedeki Riva Deresi’nin Ömerli Barajı’nı besleyen ana derelerden biri olmasından ötürü o havzada yer alması ve derenin artık nasıl kirlenecekse, kirlenmesi. Halbuki bölgede yaptığımız incelemede dereyi kirletecek hiçbir unsura rastlamadık.

“Kader”in ne garip “cilve”sidir ki geçen ay yaşadığımız sel faciasının etkenleri arasında İSU’nun Çağdaşkent’teki hafriyat alanı var. Tuzla’da da İSKİ’nin benzer bir çalışması, yağışın sele ve faciaya dönüşmesine etken olmuş. İlçemizin ve komşumuzun güneyinde yüksek kazanç, getirim uğruna dere yatakları hafriyat alanı yapılırken kuzeyde, “Vay benim suyum kirlenmesin” palavrası ile tarımsal üretimin önüne geçiliyor.

AKP’nin ülkemizdeki tarım politikaları, “Düşman olsa ancak bu kadarını yapardı” dedirtecek boyutta. Hele ki arada ezilmesi maruz görülen köylüyse, normal bir vatandaş ise vur balyoz ile kafasına.

Ne garip değil mi? Çayırova’da dere yatağına AKP’li İl Genel Meclis üyesi ve kurucu belde başkanı Servet Günay’ın dere yatağına yaptığı binaya üstelik çok sayıda ailenin hayatını tarumar etme pahasına göz yumulurken köyde varı yoğu tarımsal üretim olan vatandaş üretmemeye, bir şekilde fakirliğe ve açlığa itekleniyor. Çünkü ABD ve sermaye güdümündeki vahşi kapitalist AKP zihniyeti insanları açlık ile terbiye etmek istiyor. Bunun başka bir tarifi, izahı mümkün mü? Aksini öne sürenin yorumda yer alan her iki örneği de çürütmesini, yok etmesini isteyeceğim.

**

Yakın bir zamanlarda, yakın bir zamanlardan kastım AKP destekçisi Fettullah Gülen cemaati ile ilişkisi aleni olan Demokrat Gebze Gazeteötesi’nin ortağı olmadan önceki süreçte Ersan Çınar başkanlığındaki Gebze Ziraat Odası’ndan bu tezatlıkların bilgisini alır, hatta GZO tarafından köylünün, çiftçinin sorunlarının kamuoyuna taşınması için köylere taşınırdık. O zamanlar hükümetin her yanlışında söylemiyle, duruşuyla direnen bir Gebze Ziraat Odası vardı. Şimdi köylü ve çiftlinin yaşadığı her sorunda sessiz ve tepkisiz kalarak bir nevi onaylayan bir sözüm ona “Ziraat Odası.”

Başkan Çınar’a en son Kargalı Köyü İlköğretim Okulu’nun şiir dinletisinde rastladım. Şahsım adına GZO Başkanı Ersan Çınar ile sorunum yok ama Demokrat Gebze Gazeteötesi’nin ortağı Ersan Çınar ile soğuğuz. Ben GZO Başkanı Ersan Çınar selam verirse alayım diye bulunduğum yerde bakarken afrası, tafrası, yürümesi, oturması, kalkması hayli değişmiş bir Ersan Çınar ile karşılaştım. Ancak o anki afra tafra ve gerginliği makul karşılamak lazım. Sözünü ettiğim yakın tarihte köyleri ziyaret eden GZO Başkanı Ersan Çınar’ın farklı bir ağırlığı, saygınlığı vardı. Herhalde o akşam o etkinliğe gittiğine, gideceğine pişman olmuştur ki yolculuk dahil 6 saat zaman öldüren ve üstelik yerinde takip edilen bir etkinlik, belediye basın bürolarından servis edilip okunmadan giren haber formatında yer aldı gazeteötesinin sütunlarında.

Gebze Ziraat Odası’nın olağan kongresi şayet bilgi kaynağım beni yanıltmıyor ise 2011’in ilk üç ayı içinde gerçekleşecek. Şayet için işine yine malum kişi, “Hocayım ben” diye geçinen “adam” katalizör olarak girmezse temiz bir kongrenin önü hayli açılacaktır. Köylere yaptığım gezilerde köylerdeki tepkinin aslı astarının ne olduğuna dair yegane işaret ve delil de kongre sonucu olacaktır. Bence tepki gösterenler olağanüstü kongre olasılığı ve şartlarını da zorlamalı ancak yaz sıcakları, Kadıllı örneğinde yaşadığımız gibi sel facialarında sahip çıkması gerekenlerin sağ kulağının üzerine yatmasından ötürü geçim mücadelesinin demokrasi mücadelesine ağır basması gibi etkenlerden ötürü böylesi bir olasılık çok zayıf. Odanın, Ersan Çınar’ın Demokrat Gebze Gazeteötesi’ne ortaklığının ardından tabela derneğine dönüşmesi, bariz başarısızlığı gibi etkenler üzerinden “istifa” gibi olgun ve halkçı bir tavrı da Çınar’dan beklemek, samanlıkta iğne aramak gibi bi’şi.

Hadi biz de biraz kendi kendimizi övelim, methedelim. Hükümetin ve yerel idarenin, “Düşman olsa ancak bu kadar yapar” dedirten uygulamalarına karşın köylünün ve çiftçinin yanında dün olduğu gibi yine biz varız. Yalnızca biz varız. İyi ki de varız diyorum, başka da bi’şi demiyorum.

Bu yazı toplam (576) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?