Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

“Büyüyen” ekonomi, küçülen ekmekler

10 Ocak 2013 Perşembe Saat 22:51

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, asgari ücret için “sosyal koruma aracı” dese de, 761 TL olan asgari ücret yoksulluğun “korunmasını” ve devlet eliyle daimi kılınmasını ifade ediyor.

AKP’li yılların sürekliliğini koruyan söylemlerinden biri de “istikrar” olmuştu. Kasıtlı bir biçimde anlaşılmaz kılınan ekonomik verilerle sürekli büyüdüğü anlatılan Türkiye ekonomisi, istikrarın temel argümanlarındandı. Ekonomik büyüme dedikleri illüzyon, emekçilerin yaşam standartlarında bir artışa vesile olmadığı gibi her yıl toplanan Asgari Ücret Belirleme Komisyonu yoksulluğun garantörü bir kurum gibi çalışıyor.

AKP’nin dilinden düşürmediği “büyüyen ekonomi ve artan GSYH” söylemi, ithalatın ihracata göre 9 kat fazla olduğu ve artan cari açık düşünüldüğünde bu “zenginliğin” neye dayandığı kafaları karıştırıyor. Son 33 yılda % 351 büyüyen ekonomiye rağmen, asgari ücretin aynı zaman aralığında yalnızca % 6 artış göstermesi “zenginliğin” emekçi sınıflara sirayet edemediğini gösteriyor. 2023 ufkunda kişi başına düşen milli geliri 25 bin 76 dolara çıkarmayı hedefleyen AKP, 2012’de bir asgari ücretliye ve bakmakla yükümlü olduğu ailesine 761 TL’yi reva görüyor.

Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 3 bin 492 lira 18 kuruş olduğu Türkiye’de, asgari ücret bu rakamın yanına bile yaklaşamıyor. Bir toplum sözleşmesi niteliği taşıyan ve üretilen zenginlikten adil pay alma temeline dayanan asgari ücret, Türkiye koşullarında milyonlarca emekçinin en ağır biçimde nasıl terbiye edileceği anlamına geliyor.

DİSK-AR’ın yaptığı çalışmaya göre, bir asgari ücretli geçen yıla oranla her ay 14 ekmek az alıyor, 3 kg tavuk daha az tüketebiliyor. Bakan Çelik, işçileri enflasyona ezdirmedik, enflasyonun çok üstünde artışı asgari ücrette gösterdik de dese, enflasyon verileri hesaplanırken Marie Antoniette aklıyla hareket ediliyor. Bir asgari ücretlinin gidemediği yurt dışı tatilleri, alamadığı bilgisayar ekipmanları üzerinden hesaplanan veriler yoksulluğun üzerini örtmeye yarıyor.

AKP zenginlik masallarını anlatmaya devam ededursun, Türkiye’de asgari ücretlilerin tüm çalışanlara oranı %47 olarak belirtiliyor. Bu rakam İngiltere’de %2, Portekiz’de %5, Fransa’da %15. AKP’nin her fırsatta hor gördüğü Doğu Bloğu ülkelerinde bu rakam %7-8 olmakla beraber, eğitim-konut-sağlık gibi alanlarda sunulan devlet desteği de halen refah döneminin izlerini taşıyor.

Asgari ücret azami vergi...
Tüm yoksulluklarına rağmen asgari ücretliler devletin yegane vergi kaynağı olmayı sürdürüyor. İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın açıkladığı rapora göre, geçen yıl ”En Zengin 100 Türk”ün toplam serveti 92 milyar 351 milyon lirayı bulurken, ”Vergi Rekortmeni 100 Türk”ün ödediği yıllık vergi 530.5 milyon lira olarak gerçekleşti. En zengin 100 Türk’ün ödediği gelir vergisinin oranı servetleriyle karşılaştırıldığında yüzde 5.7’lik bir oran ortaya çıkarırken, asgari ücretten alınan gelir vergisi oranı yüzde 15 ile bu oranın yaklaşık üç kat üzerinde gerçekleşti.

3 milyon 215 bin asgari ücretlinin kazancının 100 zengine eşit olduğu düşünüldüğünde, vergi dağılımındaki adaletsizlik daha net görünüyor. Dolaylı vergilerin zenginlerin değil de emekçi sınıfların belini büktüğü ise, ortalama ekonomistlerin bile kabul ettiği bir gerçek. Ancak zenginlerin gelir vergisi içindeki katkıları devede kulak da kalsa, işveren örgütü TİSK, her fırsatta zenginlerin ne kadar da çok vergi ödediğinden şikayetleniyor.

Dünyanın 18. büyük ekonomisiyiz diyen AKP, yeni zenginler yaratırken asgari ücret mağduru 20 milyon insan görüldüğünde, büyümenin faturasının kime kesildiği açıklık kazanıyor.

Bu yazı toplam (495) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?