Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Beyaz hüzün

14 Ocak 2013 Pazartesi Saat 18:03

Sevgili okurlar Çanakkale savaşının önemini az çok hepimiz biliriz de Sarıkamış da şehit olan binlerce askerimizin hayat hikâyesini çok az kişi bilir. Bu savaşta binlerce askerin hayalleri, umutları yeşermeden Enver Paşanın yanlış stratejisi sonucu yok olup gitmişlerdir. Eğer yaşasalardı belki de yeni kurulan Cumhuriyetin çağdaşlaşma yolunda etkin kadrolarında yer alacaklardı. Çanakkale Savaşı’nda yitirilmiş gençlerin hiç değilse “şehit albümlerinde” fotoğraflarının, adlarının yer almasına karşın, Allahuekber cehenneminde donanların adları, suretleri olmayan, adeta ‘sır’ olan yoksul köylü çocukları olduğunu ve hatırlanması gerektiğine inanıyorum. Sarıkamış harekâtı 22 Aralık 1914 yılında 1. Dünya savaşında Osmanlı devleti ile Ruslar arasında Sarıkamış’ta gerçekleşir. 1914 yılında dönemin Başkomutan vekili Enver Paşa kaybedilen toprakları geri almak için, 19 Aralık günü Sarıkamış’taki Allahuekber Dağına harekât düzenler. Bu savaşta savaşmadan 78.000 kişi soğuktan şehit olmuş ve 12.000 askerde sakat kalmıştır. O sırada emrindeki komutanı Hasan İzzet Paşa bu ağır kış şartlarında Rus askerlerine saldırmanın intihar olacağını söyleyerek saldırının olmamasını ister. Bunun üzerine Enver Paşa öğretmenini azarlar: “Hatalı davrandınız! Başarılı olamadınız! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Simdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarıkamış’ta yok edeceksiniz!”Cephelerin ve harp okulunun emektar komutanı Hasan İzzet Pasa, küstahlaşan öğrencisine pervasızca cevap verir: “Olmaz! Havaları görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakış başlamıştır. Bu şartlar altında, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüşebilir. Kış şiddetini kaybetsin, yollar açılsın, düşmana haddini bildiririz.”Her verdiği emrin hemen yerine getirilmesine alışkın padişah damadı ve orduların başkomutan vekili 34 yaşındaki Enver Pasa,  şu tehdidi savurur: “Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim!” Bir facianın eşiğinde, Hasan İzzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrılır. Sarıkamış’taki Rus ordusunu engellemek için, askerler kar tipi demeden yazlık elbiseler ile karlara bata çıka yürümüşlerdir. 3–4 Ocak 1915 gününün akşamı yaklaşınca güneş yerini ayaza bırakır.(-39C) Erimiş kardan sırılsıklam olan çarıklar birden dona kendini mahkûm eder. Askerin ayakları kaskatı kesilmiş ve buzdan mengeneye dönmüştür. Sıfırına altına inen ısı daha aşağılara hızla inmeye başlayınca yürüyüş kolundaki sesler, şakalaşmalar kesilmiş, ayaklar altında ezilen karların hışırtısından başka ses duyulmaz olmuştur. Buzlaşan çarıkların parmak uçlarında başlattığı karıncalanmaların dona çevrilmemesi için, kimi savaşçı yürüyüş biçimini değiştirmişti. Ayak parmaklarını oynatabilmek ve canlılıklarını korumak için zıplar gibi adımlar atıyorlar, ayaklarını hızla yere vuruyorlardı. Parmaklarda başlayan donma hızla ayak bileklerine ulaşmaktaydı. Bilekler bükülemez olunca, birkaç adımdan sonra askerler yere yığılıyordu. Öleceklerini düşünmeye başlayanlar korkuya kapılarak can havliyle zıplamalarını arttırırlar. Bu sırada karşılarına çıkan Rus askerlerine karşı Enver Paşa askerlerin dinlenmesini beklemeden saldırı emri verir. Bu çatışmada Türk askerlerin düşman kuvvetleri ile mücadelesinde askerlerimiz ter kan içinde kalırlar. Tepe Ruslardan geri alınır fakat asıl önemli askeri Rus gücü Allahuekber dağlarındadır. Enver Paşa bir anlamda amacına ulaşmış tepe alınmış. Tepenin arka tarafında Sarıkamış’a girilecekti. —39C genç subaylar öfkelerini burnundan solumakta idiler. Komutanlar askerlerini 2. bölük buraya 3. bölük buraya diye toplamaya çalışıyorlardı. Bu çağrılar pek işe yaramaz çünkü askerlerin birçoğu donarak ölmüştü. Arada bir garip çığlıklar, acılı haykırışlar gecenin sessizliğini yırtıyordu. Donma korkusu bilinçaltına iyice yerleşmiş olanlar yürüyemez, sıçrayamaz olunca umutsuzluğa kapılıyor, dehşet içinde çığlık atıyor, haykırıyorlardı. Yere yıkıldıktan sonra son güçlerini karları yumruklamaya, kendilerini bu duruma sokanlara beddualar yağdırıyorlardı. Bu sırada Kars’a 48 km uzaktaki Ani kilisesindeki şöminenin başında kürklere bürünmüş olan, Enver Paşa İstanbul’daki eşi Abdülmecit’in torunu olan Naciye Sultan hanımla mektuplaşıyordu. Kısacası siz Bizim Darıca okurları lider dediğin kişiler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten, Fatih Sultan Mehmet’te, Tuğrul Beyden, Osman Gazi de olduğu gibi zoraki ve insafsızca hareket etmeyi bilmeyen liderlerdirler. Bu gibi tarihe yön veren kişiler kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmişlerdir. Saygılarımla 

Bu yazı toplam (584) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?