Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Üç üzüm tanesi!

09 Eylül 2013 Pazartesi Saat 20:17

Sevgili dostlar sonbahar ayının vermiş olduğu bir hüzün duygusu ile bu hafta da bir şeyler karalayayım dedim.Herkesin İstanbul'a geldiğinde görmek istediği camiler vardır. Sultanahmet, Süleymaniye, Eyüp, Fatih, Ortaköy, Eminönü cami vs gibi büyük camiler bunların başında gelir. Kimi mimarî, kimi manevî özellikleri ile dikkat çektiği için çok fazla ziyaret edilir. Ancak İstanbul'un kucakladığı camiler bunlarla sınırlı değil. Mimarî anlamda çok dikkat çekmese de kuruluş hikâyesi ilginç pek çok cami İstanbul'un ara sokaklarında gizli. Ben de kıyıda, köşede saklanmış bu camilerden Takkeci İbrahim Ağa camisinin hikâyesini aktarmaya çalışacağım. Tophane mezarlığı yakınlarında şirin bir cami ilişti gözlerime. Çinileri ile ışıldayan bu cami takkeci cami olarak bilinmekte. Bu caminin yapımında ne bir padişah, vezir, nede zengin bir iş adam veya ağadır! Gelin hep beraber Kanuni sultan Selimin torunu olan 3. Murat dönemine gidelim.1580 lı yıllarda, İstanbul'da Topkapı surlarının dibinde küçük bir kulübede fakir bir takkeci yaşarmış.Geçimini Namaz takkeleri örüp, bunları satarak temin edermiş.Fakir olmasına rağmen, gönlü zengin,  zatmış İbrahim Efendi. En büyük arzusu bir camii yaptırmakmış.Onun bu isteğini bilen arkadaşları bazen ona takılırlarmış. İbrahim Efendi, neyle yaptıracaksın camiyi? Ekmeğini zor kazanıyorsun derlermiş. Fakat Takkeci İbrahim Efendi hiçbir zaman ümidini yitirmez, devamlı dua edermiş. Cami yaptırma sevdası yüreğinde kor gibi yanarmış. Bir gün İbrahim Efendi rüyasında bir zat görür. Bu kişi İbrahim Efendiye: “Rızkın iki salkım üzümdedir, Bağdat’a git” der.Heyecanla uyanmış İbrahim Efendi, "Hayırdır inşallah!" demiş. Fakat rüyasına bir mana verememiş. Ertesi gün sabah namazından önce aynı rüyayı, açık seçik bir şekilde yine görmüş. "Hayırdır inşallah!" demiş. Acaba gitsem mi, diye düşünmüş, ama tam karar verememiş. Üçüncü defa da aynı rüyayı görünce İbrahim Efendi, "Herhâlde bize yol göründü." demiş ve kimseye bir şey söylemeden, heybesine azığını koymuş ve yollara düşmüş. Bağdat'a giden kervanlardan birine katılmış.İbrahim Efendi sonunda Bağdat'a varır ve bir handan içeri girer.Masaya oturup, kuru ekmeğini yemeye başlar. Onun yavan ekmek yediğini gören hancı haline acıyarak kapının önündeki asmadan iki salkım üzüm kopartarak İbrahim efendiye verir.İbrahim Efendi üzümlerini yer ve kalkar. Hancı şaşkındır.İbrahim Efendiye: Nereden gelir, nereye gidersin bu telaşın nedir?Diye sorar.İbrahim Efendi de İstanbul’dan Bağdat’a geldiğini söyler ve rüyasını hancıya anlatır. Rüyamda bir zat bana Rızkın iki salkım üzümdedir Bağdat’a git dedi. Bende geldim, rızkımı yedim ve geri dönüyorum der.Bunu üzerine hancı: Adam rüyada görülen iki salkım için İstanbul’dan Bağdat’a mı gelinir.Bana bir zat rüyamda İstanbul Topkapı’da Takkeci İbrahim Efendi adında biri var onun kulübesinin ocağının altında gömülü iki küp altın var dedi. ‘’Ben iki küp altın için İstanbul’a gitmezken; sen iki salkım üzüm için Bağdat’a geliyorsun” der. İbrahim Efendi mesajı alır. Hemen İstanbul’a döner ve evinin altındaki altınları bulur. Bu gün Topkapı’daki Takkeci İbrahim Ağa namı ile bilinen camiyibu paralar ile 1591 yılında yaptırır. Sonuç olarak, Hz peygamberin bir sözü ile yazımı bitirmek istiyorum.“Bir Müslümanın kendi malı, ölmeden önce yaptığı hayırlardır. Geriye bıraktıkları ise varislerinin malıdır.”

 

Bu yazı toplam (552) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?