Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

YÜZÜNDE MEYMENET OLMAYAN İSTANBULA ADIM BİLE ATAMAZDI!

23 Eylül 2013 Pazartesi Saat 17:01

Sevgili kitapkurtları her yıl nüfusu 350bin kişi artan İstanbul, 14 milyon nüfusla rekora koşumakta! Nüfusuyla Yunanistan, Küba, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İsveç ve Tunus'un da aralarında bulunduğu 118 ülkeyi geride bırakmış bile. İstanbul nüfus tarihçesinebakacak olursak, 330 yıllarında şehrin nüfusu 40.000, 1453 yılında 36.000, 1927 yıllarında 680.000, nüfusun artığı dönem, köyden kente göçün en fazla olduğu yıllar olan 1950-1960 yılları olmuş.(983.000-1466.000)Her İstanbul’a gittiğimde trafiği ile nüfusu ile insanın başını döndürmekte. Yazıma başlamadan siz okurlarıma bir soru sorarak başlamak istiyorum. Eski İstanbul döneminde acaba her kolunu sallayan İş aramak, çalışmak için İstanbul’a gelebiliyor muydu?Osmanlı döneminde şimdi de olduğu gibi “Taşı toprağı altındır” diyerek İstanbul’a çalışmaya gelen işçiler, şehrin hayatı, asayişi bakımından önemli problem teşkil ediyordu. Sırf taşradan gelen işçiler için sıkı nizamnâmeler yapılmıştı. Bu nizamnâmelere göre her isteyenin İstanbul’a girmesi mümkün değildi. Elinde “Mürur tezkiresi” olmayan sınırı asla geçemezdi. Mürur tezkiresi, Osmanlı Devleti’nde ülke içinde seyahat etmek ve İstanbul’a gitmek için yerel yönetimden alınan izin ve bir nevi geçiş belgesi niteliğindeydi. Bir yıl için geçerli olan mürur tezkiresine kişinin tüm kimlik bilgileri, nereye ve niçin gittiği yazılırdı. İstanbul’a yapılan akraba ziyaretlerinde bile bu durumu kanıtlayarak kısa bir süre için de olsa mürur tezkiresi alınması zorunluydu! Büyük şehirlere ve özellikle İstanbul’a göçü önlemek için merkezi idarenin uyguladığı yöntem genel olarak şehrin giriş bölgelerinde kontrol noktaları oluşturarak tezkeresiz kimseleri şehre almamak üzerine yoğunlaşmıştı. Gelişigüzel yerleşimleri engellemek, vergi yükümlülüğünden kaçışı, kaçak işçi ve işsiz akınını önlemeye yönelik olan bu uygulama 1908’de II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra kişisel özgürlüğe aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılmıştı. Gelenlerin yüzüne, şekline, tavır ve hareketlerine, kılığına kıyafetine ve bilhassa dikkat edilirdi. Askere yazılmaya veyahut bir efendi kapısında uşak olmaya veya herhangi bir iş tutmaya geliyorsa, yüzünde meymenet var mı, yok mu; hali tavrı güven veriyor mu, serserice bir havası mı var? İşte bu kanaate varılırsa Mürur Tezkiresi verilirdi. Ayrıca birde Kefilin yoksa memleketine!Deyimi sık sık uygulanırdı.Kefilsiz adam alınıp barındırılmaz, dolayısıyla yabancı, bilhassa serseri, uygunsuz güruhu oda sakinlerinden bir bekâr uşağının misafiri olarak dahi kabul edilmezdi.Sonuç olarak sevgili okurlarım İstanbul'a göçü tetikleyen en önemli etkenin göç eden kişinin geldiği yerdeki ekonomik imkânsızlıklardan kaynaklandığını söylersek yanlış söylememiş oluruz. Birde eğitimi ve terörü ekleyebiliriz. Asıl önemli olanyatırımları Anadolu'ya taşımaktır sanırım..

Bu yazı toplam (684) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?