Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Sessizliğin içinde bir hayat

23 Eylül 2013 Pazartesi Saat 17:06

Seslere karşı duyarlı olmuşumdur kendimi bildim bileli. Bir hayvan olsaydım tilki olurdum sanırım kırmızı başlıklı kız masalındaki tilki gibi. Kocaman kulaklarımı daha iyi duyabilmek için kullanmayı seviyorum.

Burada hayat çok sessiz yahut bana öyle geliyor. Gündelik seslerden yoksun bir şekilde yaşamaya odaklanmışız içten içe. Öyle ki bazen konuşmalar kamyon gürültüsü kadar iç gıcıklayıcı olabiliyor.

İnsanın kendi içindeki inzivayı hatırlatıyor artık bana sessizlik kelimesi, kendine çekilmek gibi bir nevi. Konuşurken bile sessizliği hissetmek garip bir duygu. Doğanın seslerini de içine alan bir yapısı var aynı zamanda ve son derece pürüzsüz. Öyle ki daha fazla sesi bünyenizde barındırıp saklayabiliyorsunuz plastik bir kap misali.

***

Bir kitabın sayfalarının sesi gibi tanıdık geliyor sessizlik şu sıra. Bir kuş bile sessiz ötebiliyor veya bir kedi miyavlıyor sessizce. Diğer her şey koca bir gürültü yumağından ibaret gibi. Sürekli bir vınlamaya maruz kaldığınızı hayal edin. Sessizlikte sesler işte öyle batıyor insana diken misali. Büyük bir durgunluk hali de diyebiliriz aslında. Su gibi duru olmak ve akmak yaşamın her anında…

Kalabalıkların boğuk uğultusunu elinizle bir kenara ittiğinizde geriye kalan tüm sesler koca bir sessizlik ordusu oluyor nihayetinde. Bir tek bilgisayarın klavyesinin çıtırtılarına odaklıyorsunuz aklınızdakileri ve sadece yazmak oluyor o an sessizlik.

İzlediğiniz bir filmdeki tüm ayrıntıları algılayabilmek oluyor kimi zaman. Kimi zamansa demir bir salıncak gıcırtısı, derin göğün altında.

***

Keşke doğanın her ayrıntısını gözlemleyebilsek ve daha sessiz yaşayabilsek… Bağırış çığırış tüm insanlık sanki. Gözleri bile avaz avaz çocukların. Kadınlar hep daha çok duyulmanın derdinde. Oysa öyle yalnız bir hali var ki kadınlarımızın dünyasının.

Şimdilerde en çok sevdiğim şey sessizlik. Bazen öyle kayboluyorum ki içinde, kendi sesim bile iki arabanın hızlıca birbirine çarpması kadar sarsıyor bedenimi. Dünyanın yeni bir oluşuma hazırlaması gibi kendini; zarif, kırılgan, olabildiğince pastel ve şeffaf.

Buradaki hayat işte aynen tasvir ettiğim gibi. Ne bir fazla ne de olduğundan daha az. Alabildiğine sessiz ve uzak…

Bu yazı toplam (473) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?