Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Ağlayan çocuk tablosunun sırrı ne?

26 Kasım 2013 Salı Saat 21:20

Sevgili Bizim Darıca okurları, Ağlayan Çocuk resmini bilirsiniz. Bugün aslında bu yazıda başka ve gerçek çocuklardan bahsedecektim. Adana Pozantı’da cezaevinde tecavüze uğradığı söylenen çocuklardan,  Güneydoğu’da öldürülmüş 300’den fazla çocuktan. Çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarından. Sonra dedim ki yahu günlerden Pazartesi, haftaya böyle şeyler yazarak başlanır mı hiç? O sebeple sinir bozucu ve ucuz bir resimde ağlayan, memleketimizde de çok sevilen bir başka çocuktan bahsedeyim dedim.  1980’li yıllarda Türkiye’de çok sayıda minibüs ve otobüsün camını, dükkân, lokanta ve evin duvarını süsleyen Ağlayan Çocuk resmi, son 30 yılda şehir efsanesine dönüştü. Dünya çapında milyonlarca satan gözleri yaşlı masum erkek çocuğu baştan çok sevilmesine karşın, İngiliz boyalı basınının kurnazlığına kurban giderek uğursuz ve lanetli damgası yedi. Binlerce ağlayan çocuk resmi imha edildi. Öyle bir hal alır ki, 1980 yıllarda resmin olduğu işyerlerinde, evlerdeki yangınların, hastalıkların ve ölümlerin sebebini resme bağlardı. Bu resmin ülkemize girmesi, 1 Şubat 1979 yılında Sızıntı dergisinin ilk sayısına kapak olarak Ağlayan Çocukresmi ile girer. Hiçbir sanat değeri olmayan bu resim, anormal bir satış sağlar tüm Dünya’da! Bu resim İtalyan ressam Bruno tarafından 1950’lı yıllarda çizilir. Bu resim öyle bir hal alır ki ressam Bruno’nun çizdiği resimden daha farklı hal alır. Aslında ağlayan çocuk resmi ela gözlü ve kumral çocuk olmasına rağmen, bir süre sonra daha dikkat çekmek için çocuk sarışın ve mavi gözlü olur. Çocuğun üzerindeki ceketin rengi de defalarca değişir. Yamalı, yırtık pırtık, fularlı bir hal alır. Yaşı küçültülür veya büyütülür. Değişmeyen tek şey, gözyaşları ve insanın içini parçalayan acıklı bakışlarıdır. Tablonun lanetlenmesine gelince; Her şey İngiltere’deki bir yangında başlar. İngiliz The Sun gazetesinin 1985 yılında yayınladığı bir haberde, maden kasabasında yaşayan bir itfaiyecinin verdiği demeçte, yangına gittiğimiz her yerde yangından etkilenmeyen tek şeyin ağlayan Çocuk resmi olduğunu söylemesi ile başlar. Böylece ağlayan çocuk resmi istenilmeyen, tılsımlı resim olarak nitelendirilir. The Sun gazetesinin uyanık editörü, bu saçma sapan iddiaları her defasında gazetede başlık yaparak gazetenin tirajını arttırmaya çalışır. Öyle ki gazeteyi okuyan okuyucular evlerindeki posterleri yakar veya gazeteye yollarlar. Binlerce insan gazeteyi arayarak ve abartarak başka başka hikâyeler uydururlar. Resimden geçeleri ağlama sesinin geldiğinden, gözlerinin kan rengine döndüğünden bahsederler. Sonuç olarak, Doğan Cüceloğlu’nun bir sözü ile yazımı tamamlamak istiyorum. Çocuklarımızı şiddetle ezerek kalıplamayı Ana babalık olarak anlamaktan kurtulup, onları birey olarak geliştirmeyi sorumluluk olarak almış ana babalara hasretliğim var demiştir. Saygılarımla

Bu yazı toplam (1050) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?